“Bunun bana iyi gelmediğini biliyorum ama yine yapıyorum.”
“Bu defa farklı davranacağım diyorum, bir süre sonra aynı yere dönüyorum.”
“Her ilişkimde benzer sorunları yaşıyorum.”
“İşlerimi son ana bırakınca zorlanıyorum ama yine de başlayamıyorum.”
Bir davranışın bize zarar verdiğini bilmek, onu bırakabilmemiz için her zaman yeterli olmaz. Çünkü tekrar eden davranış yalnızca olumsuz sonuçlar doğurmaz. Aynı zamanda kısa süreli rahatlama, kaygıdan uzaklaşma, kontrolü koruma veya zor bir duyguyla karşılaşmayı erteleme gibi bir işlev taşıyabilir.
Kişi uzun vadede zorlandığını görse bile davranışın o anda sağladığı rahatlık, tekrarın devam etmesine neden olabilir. Bu durum kişinin zarar görmek istediği veya bilinçli olarak hayatını zorlaştırdığı anlamına gelmez.
Tekrarlanan davranışı anlamaya çalışırken yalnızca “Neden yine yaptım?” sorusunu değil, “Bu davranış o anda benim için ne sağladı?” sorusunu da düşünmek gerekir.
Bize İyi Gelmediğini Bildiğimiz Bir Şeyi Neden Sürdürürüz?
İnsan her davranışını uzun vadeli sonuçları değerlendirerek gerçekleştirmez. Bir davranışın ileride sorun oluşturacağını bilsek bile o anda daha yakın ve yoğun bir ihtiyaç öne çıkabilir.
Önemli bir işe başlaması gereken kişi, işi ertelediğinde daha sonra zorlanacağını biliyor olabilir. Buna rağmen ertelemek o anda başarısızlık kaygısından, yetersizlik düşüncesinden veya yoğun sorumluluk duygusundan uzaklaşmasını sağlayabilir.
Bir ilişkide sürekli karşı tarafın onayını arayan kişi, bunun kendisini yorduğunu görebilir. Ancak onay almak kısa süreliğine reddedilme korkusunu azaltabilir.
Burada davranışın uzun vadeli sonucu ile o anda yerine getirdiği işlev birbirinden farklıdır.
Davranışın Sonucu Kötü Olsa da O Anda Ne İşe Yarar?
Tekrar eden davranışların bazıları, o anda ortaya çıkan rahatsızlığı azaltabilir.
Kişi kaygılandığında yapması gereken işi erteler.
Kısa süreliğine rahatlar.
Zaman daraldığında kaygısı daha da artar.
İşi aceleyle tamamlar veya hiç tamamlayamaz.
Ardından kendisini suçlar.
Yeni bir görevle karşılaştığında önceki başarısızlık ve yetersizlik duyguları yeniden ortaya çıkabilir. Kişi bu duygulardan uzaklaşmak için bir kez daha ertelemeye yönelebilir.
Böylece davranışın uzun vadede oluşturduğu sorun büyürken kısa vadede sağladığı rahatlık devam eder.
Benzer bir durum ilişkilerde de görülebilir. Yakınlık arttığında incinmekten korkan kişi uzaklaşabilir. Uzaklaştığında kendisini daha güvende hissedebilir. Bir süre sonra yalnızlık ve özlem ortaya çıktığında yeniden yakınlaşmak isteyebilir.
Hem yakınlaşmanın hem de uzaklaşmanın kişi için farklı bir duygusal işlevi bulunabilir.
Bilmek Neden Değişmek İçin Yeterli Olmaz?
Bir davranışın nedenini fark etmek değişim açısından önemli olabilir. Ancak farkındalık ile davranışın değişmesi aynı şey değildir.
Kişi:
“Eleştirilmekten korktuğum için başlamıyorum.”
“Yalnız kalmaktan çekindiğim için bu ilişkiyi sürdürüyorum.”
“Reddedilmekten korktuğum için sürekli karşımdakini memnun etmeye çalışıyorum.” diyebilir.
Bunları fark etmesine rağmen aynı şekilde davranmaya devam edebilir. Çünkü davranışı değiştirmek, kişinin daha önce uzak durduğu bazı duygularla karşılaşmasını gerektirebilir.
Ertelememek, başarısızlık ihtimalini göze almayı gerektirir.
Sınır koymak, karşı tarafın olumsuz tepkisiyle karşılaşma riskini taşır.
Bir ilişkiden ayrılmak, yalnızlık ve kayıp duygularını ortaya çıkarabilir.
Yardım istemek, her şeyi tek başımıza yapamayacağımızı kabul etmemizi gerektirebilir.
Bu nedenle “Neden böyle yaptığımı biliyorum.” demekle “Artık farklı davranabiliyorum.” demek arasında bir süreç bulunabilir.
Değişmek Hangi Duygularla Karşılaşmayı Gerektirebilir?
Tekrar eden bir davranış ortadan kalktığında, davranışın uzak tuttuğu duygular daha görünür hâle gelebilir.
Sürekli çalışan biri dinlenmeye başladığında suçluluk hissedebilir.
Herkesi memnun etmeye çalışan biri hayır dediğinde reddedilmekten korkabilir.
İlişkilerinde sürekli geri çekilen biri yakınlaşmaya izin verdiğinde incinme ihtimaliyle karşılaşabilir.
Her şeyi kontrol etmeye çalışan biri kontrolü azalttığında belirsizliğe dayanmakta zorlanabilir.
Bu nedenle değişim yalnızca bir davranışı bırakmak değildir. O davranışın şimdiye kadar düzenlediği veya uzak tuttuğu duygularla başka biçimde ilişki kurmayı da gerektirebilir.
Tanıdık Olan Neden Tekrar Tekrar Karşımıza Çıkar?
Tanıdık olan her zaman iyi veya sağlıklı değildir. Ancak neyle karşılaşacağımızı az çok bildiğimiz durumlar daha öngörülebilir gelebilir.
Bir kişi uzun süre eleştirildiği ilişkiler içinde bulunduysa eleştirilmekten rahatsız olmasına rağmen benzer ilişkilere yönelebilir. Bunun nedeni eleştirilmeyi istemesi değildir.
Eleştirel bir ilişki biçimi, kişi için istemediği fakat nasıl davranacağını bildiği tanıdık bir düzen olabilir.
Daha sakin, açık ve karşılıklı bir ilişki ise sağlıklı olmasına rağmen başlangıçta yabancı gelebilir. Kişi karşısındaki insanın neden bu kadar açık davrandığını anlamakta zorlanabilir veya bu yakınlığın bir gün bozulacağından kaygılanabilir.
Tanıdık olana yönelmek her zaman bilinçli bir karar değildir. İnsan kimi zaman kendisine neyin iyi geldiğinden önce, nasıl davranacağını bildiği ilişkilere yönelebilir.
Tanıdık Olan Her Zaman Güvenli midir?
Hayır. Tanıdık olmakla güvenli olmak aynı şey değildir.
Bir ilişki biçimi kişiye zarar verdiği hâlde öngörülebilir olabilir. Kişi karşısındaki insanın nasıl tepki vereceğini, kendisinin ne yapacağını ve ilişkinin hangi yönde ilerleyeceğini az çok biliyor olabilir.
Yeni ve daha sağlıklı bir ilişki biçiminde ise henüz öğrenilmemiş bir alan vardır. Kişi ihtiyaçlarını açıkça ifade etmeye, sınır koymaya veya karşısındaki insanın ilgisine güvenmeye alışık olmayabilir.
Bu durumda sorun sağlıklı ilişkinin gerçekten tehlikeli olması değildir. Kişinin henüz bu ilişki biçimi içinde nasıl var olacağını bilememesi olabilir.
Kendimize Zarar mı Veriyoruz, Kendimizi mi Koruyoruz?
Bir davranışın sorun oluşturması, hiçbir işlevinin bulunmadığı anlamına gelmez.
Sürekli geri çekilmek kişiyi yeni bir hayal kırıklığından koruyor olabilir.
İnsanları memnun etmeye çalışmak reddedilme ihtimalini azaltmaya yönelik olabilir.
Her şeyi kontrol etmek belirsizlik karşısında geçici bir güven sağlayabilir.
Duyguları sürekli düşünerek açıklamaya çalışmak, onları doğrudan yaşamaktan uzaklaşmanın bir yolu olabilir.
Tartışma sırasında aniden ilişkiyi bitirmek, kişinin terk edilmeden önce uzaklaşmasını sağlayabilir.
Bunlar herkes için geçerli kesin açıklamalar değildir. Aynı davranış, farklı kişilerde farklı anlamlar taşıyabilir. Bu nedenle davranışa dışarıdan tek bir anlam vermek yerine hangi durumlarda ortaya çıktığına bakmak gerekir.
Bir Davranış Bizi Hem Koruyup Hem Zorlayabilir mi?
Evet. Bir davranış kısa vadede koruyucu, uzun vadede ise zorlayıcı olabilir.
İnsanlardan uzak durmak kişiyi eleştirilmekten ve reddedilmekten koruyabilir. Fakat uzun vadede yalnızlığı artırabilir.
Her şeyi kontrol etmek belirsizlik kaygısını azaltabilir. Fakat kişinin ilişkilerini yorabilir ve sorumlulukları paylaşmasını zorlaştırabilir.
İşleri ertelemek değerlendirilme kaygısını geçici olarak azaltabilir. Fakat zaman daraldıkça kaygının artmasına ve kişinin kendisine güveninin azalmasına yol açabilir.
Buradaki amaç davranışı yalnızca kötü olarak değerlendirmek değildir. Hangi ihtiyaca karşılık verdiğini ve karşılığında nasıl bir bedel oluşturduğunu birlikte görebilmektir.
Neden Kendimizi Benzer İlişkilerin İçinde Buluruz?
Kişiler değişse bile ilişkilerde yaşadığımız bazı duygular benzer kalabilir.
Bir ilişkide görülmediğimizi hissederiz.
Başka bir ilişkide yine ihtiyaçlarımızı söylemeyip karşı tarafın kendiliğinden anlamasını bekleriz.
İhtiyacımız anlaşılmadığında kırılır ve uzaklaşırız.
Yeni bir ilişkiye başladığımızda bu defa farklı olacağını düşünebiliriz. Fakat ihtiyaçlarımızı ifade etme biçimimiz değişmediğinde benzer hayal kırıklıkları yeniden ortaya çıkabilir.
Burada bütün sorumluluğu tek bir kişiye yüklemek doğru değildir. İlişki, iki kişinin davranışlarıyla oluşur. Ancak farklı ilişkilerde benzer duygular ve tepkiler tekrar ediyorsa kendi payımıza bakmak önemli olabilir.
Yakınlaşınca Uzaklaşmak, Uzaklaşınca Özlemek
Bir kişi yakınlık kurmak isteyebilir fakat yakınlık arttığında incinmekten, kontrol edilmekten veya terk edilmekten korkabilir.
Karşısındaki insanla yakınlaştığında geri çekilir.
Karşı taraf uzaklaştığında onu kaybetmekten korkarak yeniden yaklaşır.
Yakınlık yeniden kurulduğunda aynı kaygılar ortaya çıkar ve tekrar uzaklaşır.
Bu durum kişinin ilişki istemediği anlamına gelmez. Yakınlık ihtiyacı ile yakınlığın oluşturduğu korkular aynı anda bulunabilir.
Kendimizle neden çeliştiğimizi anlamak, bu farklı ihtiyaçların davranışlarımızı nasıl etkilediğini fark etmemize yardımcı olabilir. Bunun yanında davranışlarımızın karşı taraf üzerindeki etkisini görmek ve ilişki içindeki sorumluluğumuzu almak da önemlidir.
Ertelemek Neden Yalnızca Tembellik Değildir?
Erteleme her zaman isteksizlik veya tembellik olarak açıklanamaz.
Kişi yapacağı işin sonucunda değerlendirilecekse başlamayı erteleyebilir. Çünkü işe başladığında yalnızca görevle değil, yeterli olup olmadığına ilişkin düşüncelerle de karşılaşabilir.
Bazı kişiler işi tamamlamaktan da çekinebilir. Tamamlanan bir çalışma başkaları tarafından görülebilir, eleştirilebilir veya yetersiz bulunabilir. Bitirilmeyen iş ise zihinde hâlâ kusursuz olma ihtimalini korur.
Erteleme kısa süreliğine değerlendirilme kaygısından uzaklaşmayı sağlayabilir. Fakat görev ortadan kalkmadığı için kaygı daha sonra yeniden ortaya çıkar.
Başlamadığımızda Hangi Duygudan Uzak Kalırız?
Bir işe başlamadığımızda başarısızlık ihtimaliyle karşılaşmayı erteleyebiliriz.
“Başlarsam yapamayabilirim.”
“Yaptığım şey yeterince iyi olmayabilir.”
“İnsanlar ortaya koyduğum şeyi beğenmeyebilir.”
“Başarılı olursam benden daha fazlası beklenebilir.”
Bu düşünceler her zaman açık biçimde zihnimizden geçmeyebilir. Kişi yalnızca isteksizlik, yorgunluk veya başka şeylerle ilgilenme ihtiyacı hissedebilir.
Ertelemenin ardındaki duygu herkes için aynı değildir. Bu nedenle kişinin kendisine şu soruyu sorması daha açıklayıcı olabilir:
“Başlarsam neyle karşılaşacağımdan korkuyorum?”
“Yine Yaptım” Dediğimiz Anda Neye Bakmalıyız?
Aynı davranışı tekrarladığımızda kendimize şu cümleleri söyleyebiliriz:
“Yine beceremedim.”
“Bende hiç irade yok.”
“Ben zaten değişmem.”
“Bunu kendime bilerek yapıyorum.”
Bu ifadeler kişiyi harekete geçirmek yerine utanç ve yetersizlik duygusunu artırabilir. Kişi davranışını incelemek yerine bütün kişiliğini olumsuz biçimde değerlendirmeye başlayabilir.
“Bu davranış bana ne sağladı?” sorusu, “Ben neden böyle biriyim?” sorusundan daha açıklayıcı olabilir.
Davranışın sorumluluğunu almak önemlidir. Ancak sorumluluk almak ile kendimizi aşağılamak aynı şey değildir.
Davranıştan Önce, Davranış Sırasında ve Sonrasında Ne Oluyor?
Davranışı yalnızca gerçekleştiği anda değil, öncesi ve sonrasıyla birlikte incelemek yararlı olabilir.
Şu sorular düşünülebilir:
Bu davranıştan hemen önce ne yaşandı?
Aklımdan hangi düşünce geçti?
Hangi duyguyu hissettim?
Bedenimde ne fark ettim?
Davranışı yaptıktan hemen sonra ne değişti?
Kısa süreli bir rahatlama yaşadım mı?
Davranışın birkaç saat veya birkaç gün sonraki sonucu ne oldu?
Bu tekrar en çok hangi kişilerle veya hangi ortamlarda ortaya çıkıyor?
Davranışı yapmadığımda karşılaşmaktan korktuğum şey nedir?
Bu soruların amacı davranışa tek ve kesin bir neden bulmak değildir. Tekrarın hangi koşullarda oluştuğunu daha ayrıntılı biçimde görebilmektir.
Davranış şu dört aşamada incelenebilir:
Tetikleyici: Davranıştan önce yaşanan olay, düşünce veya duygu.
Davranış: O anda yaptığımız veya yapmaktan kaçındığımız şey.
Kısa vadeli rahatlama: Davranışın hemen ardından azalan rahatsızlık.
Uzun vadeli bedel: Davranış tekrarlandıkça ilişkilerde, işte veya kişinin kendisiyle kurduğu ilişkide oluşan sonuç.
Örneğin:
Tetikleyici: Yapılan işin eleştirilebileceğini düşünmek.
Davranış: Çalışmaya başlamayı ertelemek.
Kısa vadeli rahatlama: Değerlendirilme kaygısından geçici olarak uzaklaşmak.
Uzun vadeli bedel: İşin yetişmemesi, suçluluk ve kendine güvenin azalması.
Bu şekilde bakıldığında davranışın yalnızca anlamsız olmadığı görülebilir. Bir işlevi vardır ancak bu işlev uzun vadede yüksek bir bedel oluşturuyordur.
Tekrar Eden Bir Davranış Nasıl Değişmeye Başlar?
İlk adım davranışı hemen tamamen ortadan kaldırmak olmak zorunda değildir.
Öncelikle tekrarın hangi noktada başladığı fark edilebilir. Kişi davranışı gerçekleştirdikten sonra değil, mümkünse hemen öncesinde ne yaşadığını gözlemlemeye çalışabilir.
Değiştirilecek davranışın somut biçimde tanımlanması da önemlidir.
“Artık kendimi sabote etmeyeceğim.” oldukça genel bir hedeftir.
“Önemli bir görev geldiğinde üç gün beklemek yerine aynı gün on dakikalık bir başlangıç yapacağım.” daha somut bir hedeftir.
Amaç kusursuz biçimde değişmek değil, eski tekrar ile davranış arasına küçük bir seçim alanı eklemektir.
Kişi davranıştan önce kendisine şu soruları sorabilir:
“Şu anda ne hissediyorum?”
“Yapmak üzere olduğum davranış bana hemen ne sağlayacak?”
“Bu rahatlamanın daha sonraki bedeli ne olacak?”
“Şu anda verebileceğim daha küçük ve farklı bir tepki var mı?”
Bu sorular davranışı her zaman durdurmayabilir. Ancak kişinin ne yaptığını fark etmeden aynı tekrara girmesi yerine süreci daha görünür hâle getirebilir.
Eski Davranışın Bıraktığı Boşluk Nasıl Doldurulabilir?
Bir davranışı bırakmak, o davranışın karşıladığı ihtiyacı ortadan kaldırmaz.
Erteleme kaygıyı azaltıyorsa kaygıyla baş etmenin başka yollarına ihtiyaç duyulabilir.
Sürekli onay aramak güven sağlıyorsa kişinin kendi değerini yalnızca başkalarının tepkilerine bağlamadığı daha sağlam dayanaklar geliştirmesi gerekebilir.
Tartışmadan kaçmak kişiyi yoğun öfkeden koruyorsa sakinleşmek için geçici bir ara vermeyi ve konuşmaya daha sonra dönmeyi öğrenebilir.
Her şeyi kontrol etmek belirsizliği azaltıyorsa kişi küçük ve yönetilebilir alanlarda kontrolü paylaşmayı deneyebilir.
Amaç yalnızca istenmeyen davranışı engellemek değildir. O davranışın yaptığı işi daha az bedel oluşturan başka bir yolla karşılamaya çalışmaktır.
Ne Zaman Psikolojik Destek Düşünülebilir?
Aynı davranışı zaman zaman tekrarlamak tek başına psikolojik bir problem anlamına gelmez.
Ancak tekrar eden davranışlar kişinin ilişkilerini, işini, eğitimini veya günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa psikolojik destek düşünülebilir.
Şu durumlarda profesyonel değerlendirme yararlı olabilir:
Aynı ilişki sorunları farklı kişilerle tekrar ediyorsa,
kişi davranışının nedenini bildiği hâlde değiştirmekte uzun süredir zorlanıyorsa,
erteleme iş veya eğitim yaşamında önemli sonuçlar oluşturuyorsa,
yakınlaşma ve uzaklaşma döngüleri ilişkileri sürdürmeyi zorlaştırıyorsa,
davranıştan sonra yoğun suçluluk ve utanç yaşanıyorsa,
kişi tepkilerini kontrol etmekte belirgin biçimde zorlanıyorsa,
tekrarlar kendine zarar verme, şiddet, yoğun madde kullanımı veya güvenlik riski içeriyorsa psikolojik veya psikiyatrik değerlendirmeye başvurulabilir.
Yakın ve acil bir güvenlik riski bulunuyorsa kişi yalnız bırakılmamalı; 112’ye veya en yakın acil servise başvurulmalıdır.
Samsun ve Atakum’da bireysel psikolojik destek sürecinde amaç kişiye yalnızca “Bunu yapma.” demek değildir. Tekrar eden davranışın hangi durumlarda ortaya çıktığı, hangi duygularla bağlantılı olduğu ve kısa vadede ne sağladığı birlikte değerlendirilebilir.
Tekrarlarımız Kaderimiz Değildir
Bir davranışı tekrar etmek, onu sevdiğimiz veya sonuçlarından memnun olduğumuz anlamına gelmez.
İnsan kimi zaman kendisine zarar veren bir davranışı sürdürürken onun içinde kısa süreli bir rahatlama, korunma veya kontrol duygusu bulabilir.
Bu nedenle değişim yalnızca davranışın zararlarını sıralamakla başlamaz. Tekrarın bize ne sağladığını anlayabilmek de gerekir.
Kendimize şu soruyu sorabiliriz:
“Bu davranışı bırakırsam hangi duygu, ihtiyaç veya korkuyla daha doğrudan karşılaşacağım?”
Bu sorunun cevabı hemen ortaya çıkmayabilir. Ancak tekrarın işlevi görünür hâle geldikçe başka biçimde davranabilmek için daha fazla alan oluşabilir.
Geçmişte geliştirdiğimiz bir davranış bugün hâlâ devam ediyor olabilir. Fakat bir zamanlar işe yaramış olması, hayatımız boyunca aynı şekilde sürmesi gerektiği anlamına gelmez.
Bu tekrarlar günlük yaşamınızı, ilişkilerinizi veya kararlarınızı uzun süredir zorluyorsa profesyonel destek almayı düşünebilirsiniz. Tekrar eden davranışların hangi duygularla bağlantılı olduğunu ve hayatınızda nasıl bir işlev taşıdığını anlamak için Samsun Atakum’da yüz yüze veya Türkiye genelinde online psikolojik destek hakkında bilgi alabilirsiniz.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap