“Çocuğum çok hareketli, bir sorun olabilir mi?”
“Son zamanlarda sürekli öfkeleniyor.”
“Eskiden arkadaşlarıyla oynardı, şimdi odasından çıkmak istemiyor.”
“Gece yalnız yatamıyor.”
“Ödevlerini yapmaması isteksizlik mi, dikkat sorunu mu?”
Her zorlayıcı davranış psikolojik bir sorun olduğu anlamına gelmez. Çocuklar gelişirken zaman zaman öfkelenebilir, korkabilir, kurallara karşı çıkabilir, uyumakta zorlanabilir veya daha fazla ilgi isteyebilir.
Bir davranış değerlendirilirken yalnızca ne olduğuna bakmak yeterli değildir. Davranışın çocuğun yaşına uygunluğu, ne zamandır devam ettiği, ne kadar sık ve yoğun yaşandığı, hangi ortamlarda ortaya çıktığı ve günlük yaşamı nasıl etkilediği birlikte ele alınmalıdır.
Çocuğu tek bir davranış üzerinden “yaramaz”, “tembel”, “şımarık”, “kaygılı” veya “hiperaktif” olarak tanımlamak yerine şu soruyu sormak daha açıklayıcı olabilir:
“Bu davranış bize çocuğun hangi konuda zorlandığını anlatıyor olabilir?”
Her zorlayıcı davranış psikolojik bir sorun mudur?
Hayır. Çocukluk gelişimin devam ettiği bir dönemdir.
Çocuklar duygularını düzenlemeyi, beklemeyi, hayal kırıklığına dayanmayı, ihtiyaçlarını ifade etmeyi ve başkalarının sınırlarını dikkate almayı zaman içerisinde öğrenir.
İki yaşındaki bir çocuğun istediği olmadığında ağlamasıyla on yaşındaki bir çocuğun her engellenmede uzun süreli öfke yaşaması aynı biçimde değerlendirilmez.
Okula yeni başlayan bir çocuğun ilk günlerde ebeveyninden ayrılmakta zorlanması beklenebilir. Ancak aylar geçmesine rağmen çocuk sınıfa giremiyor ve okul saatlerinde yoğun bedensel yakınmalar yaşıyorsa durumun daha yakından değerlendirilmesi gerekebilir.
Davranışın varlığı kadar çocuğun gelişim dönemiyle nasıl bir ilişki içinde olduğu da önemlidir.
Çocuğun yaşı ve gelişim dönemi neden önemlidir?
Bir yaş döneminde beklenebilen davranış, başka bir dönemde çocuğun zorlandığına işaret edebilir.
Küçük çocuklar duygularını sözcüklerle ifade etmekte zorlandıkları için ağlama, bağırma, vurma veya eşyaları fırlatma gibi davranışlar gösterebilir. Yaş ilerledikçe çocuğun duygusunu ifade etme ve davranışını düzenleme becerisinin gelişmesi beklenir.
Bununla birlikte her çocuk aynı hızda gelişmez. Mizaç, dil gelişimi, aile ilişkileri, okul ortamı, yaşanan değişiklikler ve çocuğun bireysel özellikleri gelişimin seyrini etkileyebilir.
Bu nedenle yalnızca yaşıtlarıyla kıyaslama yapmak doğru bir değerlendirme sağlamaz. Çocuğun kendi gelişimindeki değişime de bakılmalıdır.
“Daha önce yapabildiği hâlde artık neden zorlanıyor?”
“Zaman içinde küçük de olsa ilerleme oluyor mu?”
“Yetişkin desteğiyle davranışını düzenleyebiliyor mu?”
soruları yol gösterici olabilir.
Bir davranışı değerlendirirken nelere bakılmalıdır?
Ebeveynler bazen tek bir olaydan sonra çocuklarında ciddi bir sorun bulunduğunu düşünebilir. Bazen de uzun süredir devam eden bir güçlüğü “Büyüyünce geçer.” diyerek erteleyebilir.
Daha dengeli bir değerlendirme için beş temel ölçüt kullanılabilir:
- Çocuğun yaşı ve gelişim düzeyi
- Davranışın sıklığı
- Davranışın yoğunluğu
- Ne kadar süredir devam ettiği
- Günlük yaşam üzerindeki etkisi
Bu ölçütler tanı koymak için değil, davranışın daha yakından değerlendirilmesine ihtiyaç olup olmadığını anlamak için kullanılabilir.
Davranış ne kadar sık ve ne kadar yoğun yaşanıyor?
Bir çocuğun zaman zaman öfkelenmesiyle her gün uzun süren öfke davranışları yaşaması aynı değildir.
Bir gece kötü bir rüya görerek ebeveyninin yanında uyumak istemesiyle haftalardır tek başına uyuyamaması da farklı değerlendirilir.
Ebeveyn şu sorulara bakabilir:
“Bu davranış haftada veya günde kaç kez yaşanıyor?”
“Başladığında ne kadar sürüyor?”
“Çocuk yetişkin desteğiyle sakinleşebiliyor mu?”
“Davranış sırasında kendisine, başkasına veya eşyalara zarar geliyor mu?”
Yoğunluk arttıkça ve çocuk sakinleşmekte daha fazla zorlandıkça profesyonel değerlendirme ihtiyacı artabilir.
Davranış ne zamandır devam ediyor?
Çocuklar taşınma, okula başlama, kardeş doğumu, aile içindeki ayrılık veya yakın bir kişinin kaybı gibi değişikliklerden sonra geçici davranış farklılıkları gösterebilir.
İlk günlerde daha fazla ilgi istemek, uykuya geçmekte zorlanmak veya daha çabuk öfkelenmek yaşanan değişikliğe verilen bir tepki olabilir.
Burada davranışın zaman içindeki seyri önemlidir.
Davranış giderek azalıyor mu?
Aynı yoğunlukta devam mı ediyor?
Yeni davranışlar da ekleniyor mu?
Çocuğun uyum sağlamasını kolaylaştıran desteklere rağmen güçlük artıyor mu?
Kısa süreli bir değişim ile uzun zamandır devam eden ve giderek yoğunlaşan bir örüntü aynı şekilde ele alınmamalıdır.
Davranış kaç farklı ortamda görülüyor?
Bazı davranışlar yalnızca belirli bir ortamda ortaya çıkabilir.
Çocuk evde çok hareketli fakat okulda yönergeleri takip edebiliyor olabilir. Okulda sessiz ve çekingenken evde rahatça konuşabilir. Yalnızca belirli bir öğretmenin dersinde veya belirli bir arkadaşıyla birlikteyken zorlanabilir.
Davranışın görüldüğü ortam, neyin çocuğu zorladığını anlamaya yardımcı olabilir.
Çocuğun farklı ortamlardaki davranışları hakkında öğretmeninden ve bakım veren diğer yetişkinlerden bilgi alınabilir.
“Bu davranış yalnızca evde mi yaşanıyor?”
“Okulda da benzer bir güçlük görülüyor mu?”
“Belirli bir kişi veya durum ortaya çıktığında mı artıyor?”
“Çocuk hangi ortamda daha rahat davranıyor?”
Bu sorular davranışa hemen bir etiket koymak yerine bağlamını anlamaya yardımcı olur.
Çocuğun günlük yaşamı nasıl etkileniyor?
Bir davranışın önemini değerlendirirken en temel ölçütlerden biri çocuğun günlük yaşamına etkisidir.
Davranış nedeniyle çocuk:
- Okula gitmekte zorlanıyor mu?
- Derslere veya etkinliklere katılamıyor mu?
- Arkadaşlık kurmaktan kaçınıyor mu?
- Ailesinden yaşına uygun biçimde ayrılamıyor mu?
- Uyku ve beslenme düzeni belirgin şekilde bozuluyor mu?
- Oyun oynamaktan ve daha önce sevdiği etkinliklerden uzaklaşıyor mu?
- Aile yaşamında sürekli ve yoğun çatışma mı yaşanıyor?
- Kendi güvenliğini veya başkalarının güvenliğini tehlikeye atıyor mu?
Davranış okul, ev, oyun ve arkadaşlık gibi birden fazla alanı etkiliyorsa daha yakından değerlendirilmesi gerekebilir.
Çocuğun davranışı bize ne anlatıyor olabilir?
Çocuklar yaşadıkları güçlüğü her zaman doğrudan anlatamaz.
“Kaygılanıyorum.”
“Okulda kendimi dışlanmış hissediyorum.”
“Kardeşim doğduktan sonra yerimi kaybetmekten korkuyorum.”
“Benden beklenenleri yapamadığımda utanıyorum.”
demek yerine bunu davranışlarıyla gösterebilirler.
Çocuğun davranışı her zaman belirli ve tek bir anlama gelmez. Aynı davranışın farklı çocuklarda farklı nedenleri olabilir.
Ödev yapmak istemeyen bir çocuk konuyu anlamamış olabilir. Dikkatini sürdürmekte zorlanabilir. Başarısız olmaktan korkabilir. Ebeveyniyle çatışmasını ödev üzerinden sürdürüyor olabilir veya yalnızca yorgun olabilir.
Bu nedenle davranışın anlamı hakkında hızlı ve kesin sonuçlara varılmamalıdır.
Çocuk duygularını davranışlarıyla mı anlatıyor?
Çocukların sözel anlatım becerileri yetişkinler kadar gelişmiş değildir. Bazı çocuklar zorlandıkları duyguları oyunlarında, kaçındıkları durumlarda veya bedensel yakınmalarında gösterebilir.
Kaygı yaşayan bir çocuk:
- Ebeveynine daha fazla yapışabilir
- Okula gitmek istemeyebilir
- Karın veya baş ağrısından yakınabilir
- Uykuya geçmekte zorlanabilir
- Daha çabuk öfkelenebilir
- Sürekli güvence isteyebilir
- Daha önce yapabildiği bazı şeyleri yeniden yetişkinden bekleyebilir
Bu davranışlar tek başına kaygı bozukluğu anlamına gelmez. Çocuğun gelişim dönemi, yaşamındaki değişiklikler ve davranışların günlük yaşama etkisi birlikte değerlendirilmelidir.
Yapmak istememek ile yapamamak aynı mıdır?
Ebeveynler bazen çocuğun yapamadığı bir şeyi bilerek yapmadığını düşünebilir.
“İstese yapar.”
“Tembellik ediyor.”
“Bizi uğraştırmak için böyle davranıyor.”
Ancak çocuk bazı becerilerde gerçekten zorlanıyor olabilir.
Ödevin başında duramayan bir çocuk dikkatini düzenlemekte zorlanabilir. Arkadaş grubuna katılmayan çocuk nasıl ilişki başlatacağını bilemeyebilir. Odasını toplamayan çocuk görevi nereden başlatacağını planlayamıyor olabilir.
Bu, çocuklardan hiçbir şey beklenmemesi anlamına gelmez. Yaşına uygun sınırlar ve sorumluluklar yine korunmalıdır.
Ancak doğru yaklaşımı belirlemek için önce şu ayrım yapılmalıdır:
“Çocuğum bunu yapmayı reddediyor mu, yoksa nasıl yapacağını bilmediği veya zorlandığı için mi kaçınıyor?”
Hangi davranışlar gelişimin bir parçası olabilir?
Çocukların zaman zaman aşağıdaki davranışları göstermesi gelişim sürecinde görülebilir:
- İstediği olmadığında ağlamak veya öfkelenmek
- Yeni ortamlarda çekingen davranmak
- Belirli dönemlerde ebeveyne daha fazla ihtiyaç duymak
- Karanlıktan, hayvanlardan veya yalnız kalmaktan korkmak
- Yeni kardeşi kıskanmak
- Kuralları sınamak ve itiraz etmek
- Zaman zaman dikkatini kaybetmek
- Bazı yiyecekleri reddetmek
- Kaybettiğinde üzülmek
- Arkadaşlarıyla tartışmak
- Okulun ilk günlerinde ayrılmakta zorlanmak
- Yorulduğunda veya acıktığında daha zorlayıcı davranmak
Bu davranışların gelişimsel olabilmesi, her durumda görmezden gelinmeleri gerektiği anlamına gelmez. Çocuk yine sınıra, açıklamaya ve yetişkin desteğine ihtiyaç duyar.
Önemli olan davranışın zaman içerisinde düzenlenebilir olması ve çocuğun yaşamını belirgin biçimde engellememesidir.
Hangi değişiklikler daha yakından izlenmelidir?
Çocuğun her zamanki davranışlarında belirgin ve sürekli bir değişiklik görülmesi dikkate alınmalıdır.
Özellikle birdenbire başlayan davranışlarda son dönemde neler yaşandığına bakılabilir:
- Evde veya okulda önemli bir değişiklik oldu mu?
- Çocuk bir kayıp veya ayrılık yaşadı mı?
- Akran ilişkilerinde zorlanıyor mu?
- Korktuğu veya anlatmakta zorlandığı bir olay olabilir mi?
- Uyku ve günlük düzeni değişti mi?
- Çocuğun fiziksel sağlığını etkileyen bir durum var mı?
Ani değişiklikler her zaman psikolojik bir nedene bağlı değildir. Gerekli durumlarda çocuk doktoru değerlendirmesi de alınmalıdır.
Uyku ve yeme düzenindeki değişiklikler
Çocuklar zaman zaman uyumakta veya yemek yemekte zorlanabilir.
Ancak uykuya dalamama, sık uyanma, yoğun kâbuslar, gece yalnız kalamama veya gün içinde sürekli yorgun olma uzun süre devam ediyorsa değerlendirilmesi yararlı olabilir.
Benzer biçimde iştahın belirgin şekilde azalması, yiyeceklerin giderek daha fazla sınırlandırılması, yeme zamanlarının sürekli çatışmaya dönüşmesi veya hızlı kilo değişimi gibi durumlarda öncelikle çocuk doktoruna başvurulmalıdır.
Uyku ve yeme davranışları hem fiziksel hem de psikolojik etkenlerle ilişkili olabileceği için tek bir neden üzerinden açıklanmamalıdır.
Oyun ve öğrenmeye yönelik isteksizlik
Çocuk her oyuna katılmak veya her derse ilgi duymak zorunda değildir.
Bununla birlikte daha önce severek oynadığı oyunlardan uzaklaşması, hiçbir etkinlikten keyif almaması, oyun kuramaması veya öğrenme sırasında sürekli yoğun sıkıntı yaşaması dikkate alınabilir.
Öğrenme güçlüğü yalnızca isteksizlikten kaynaklanmayabilir. Dikkat, dil gelişimi, görme, işitme, kaygı, akademik beceriler veya eğitim ortamıyla ilgili farklı etkenler bulunabilir.
Çocuğu “tembel” olarak etiketlemek yerine hangi aşamada zorlandığı gözlemlenmelidir.
İçe kapanma ve sosyal ilişkilerden uzaklaşma
Bazı çocuklar daha sessiz ve çekingen bir mizaca sahip olabilir. Her çocuğun kalabalık ortamlarda konuşkan olması beklenmez.
Ancak çocuk daha önce kurduğu ilişkilerden uzaklaşıyor, arkadaşlarıyla görüşmek istemiyor, okulda hiç iletişim kuramıyor veya sosyal ortamlarda yoğun sıkıntı yaşıyorsa durum daha yakından değerlendirilebilir.
Çocuğun sessiz olması tek başına iyi olduğu anlamına gelmez. Sürekli uslu, uyumlu ve yetişkinleri hiç zorlamayan çocukların da duygusal ihtiyaçları gözden kaçabilir.
Çocuğun davranışının çevresindeki yetişkinleri ne kadar rahatsız ettiğinden önce, çocuğun kendisinin ne kadar zorlandığına bakılmalıdır.
Yoğun hareketlilik ve öfke davranışları
Hareketli olmak çocukluk döneminde beklenebilir. Bazı çocukların enerji düzeyi diğerlerinden daha yüksek olabilir.
Hareketliliğin değerlendirilmesi için davranışın yalnızca evde değil; okulda, oyunda ve sosyal ilişkilerde nasıl göründüğüne bakılmalıdır.
Benzer biçimde öfke de doğal bir duygudur. Sorun çocuğun öfkelenmesi değil; öfkenin ne sıklıkta ortaya çıktığı, ne kadar sürdüğü ve davranışa nasıl dönüştüğüdür.
Öfke sırasında çocuk düzenli olarak kendisine veya başkasına zarar veriyor, eşyaları kırıyor, uzun süre sakinleşemiyor veya bu davranışlar aile ve okul yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.
Ebeveynler davranış karşısında nasıl yaklaşabilir?
İlk adım davranışı hemen durdurmaya çalışmadan önce hangi durumlarda ortaya çıktığını gözlemlemektir.
Ebeveynler:
- Davranıştan önce ne yaşandığına bakabilir
- Çocuğun yorgun, aç veya aşırı uyarılmış olup olmadığını değerlendirebilir
- Duygusunu sözcüklerle ifade etmesine yardımcı olabilir
- Kısa ve anlaşılır sınırlar koyabilir
- Benzer durumlarda tutarlı yaklaşmaya çalışabilir
- Çocuğu başka çocuklarla kıyaslamaktan kaçınabilir
- Öğretmeni ve bakım veren diğer kişilerle iletişim kurabilir
- Çocuğun yalnızca zorlandığı değil, güçlü olduğu alanları da fark edebilir
Çocuğun duygusunu anlamak, her davranışına izin vermek anlamına gelmez.
“Çok öfkelendiğini görüyorum. Öfkelenebilirsin ama vuramana izin veremem.”
ifadesi hem duyguyu kabul eder hem de davranışa sınır koyar.
Çocuğu etiketlemeden nasıl konuşabiliriz?
“Çok yaramazsın.”
“Sen zaten tembelsin.”
“Ne kadar korkak bir çocuksun.”
“Seninle hiçbir yere gidilmiyor.”
gibi ifadeler davranışı değil, çocuğun kimliğini tanımlar.
Bunun yerine belirli davranış hakkında konuşulabilir:
“Ödevin başında kalmakta zorlandığını görüyorum.”
“Arkadaşın oyuncağını aldığında çok öfkelendin ve ona vurdun.”
“Okula girerken benden ayrılmak seni zorluyor.”
Bu dil çocuğun kendisini sorun olarak görmesi yerine, zorlandığı davranışın anlaşılmasına yardımcı olabilir.
Davranış kaydı tutmak neden yararlı olabilir?
Ebeveynler endişelendiklerinde davranışın her zaman yaşandığını düşünebilir. Kısa süreli bir kayıt, örüntünün daha açık görülmesini sağlayabilir.
Şu bilgiler not edilebilir:
- Davranış hangi gün ve saatte yaşandı?
- Öncesinde ne oldu?
- Davranış ne kadar sürdü?
- Çocuk nasıl sakinleşti?
- O gün uykusu ve beslenmesi nasıldı?
- Davranışın ardından ne oldu?
- Aynı durum okulda da görülüyor mu?
Bu kayıt tanı koymak amacıyla kullanılmaz. Bir uzmana başvurulduğunda çocuğun davranışının bağlamını anlatmayı kolaylaştırır.
Ne zaman psikolojik destek alınabilir?
Aşağıdaki durumlarda profesyonel değerlendirme düşünülebilir:
- Davranış uzun süredir devam ediyor veya giderek artıyorsa
- Çocuğun yaşına ve gelişim düzeyine göre belirgin ölçüde farklı görünüyorsa
- Ev, okul ve arkadaşlık gibi birden fazla ortamda görülüyorsa
- Çocuk yetişkin desteğine rağmen sakinleşmekte sürekli zorlanıyorsa
- Okula gitme, oyun oynama, öğrenme veya ilişki kurma belirgin biçimde etkileniyorsa
- Uyku ve beslenme düzeninde kalıcı değişiklikler bulunuyorsa
- Çocuk daha önce yapabildiği becerilerde belirgin gerileme gösteriyorsa
- Yoğun korku ve kaçınma günlük yaşamını sınırlandırıyorsa
- Sık öfke davranışları kendisine, başkasına veya eşyalara zarar veriyorsa
- Çocuk uzun süredir keyifsiz, isteksiz veya içine kapanmış görünüyorsa
- Aile, çocuğa nasıl yaklaşacağını bilemediğini hissediyorsa
Bu belirtilerden birinin bulunması çocuğa tanı konulacağı anlamına gelmez. Değerlendirmenin amacı davranışın olası nedenlerini, çocuğun güçlü yönlerini ve desteğe ihtiyaç duyduğu alanları birlikte anlamaktır.
Hangi durumlarda acil yardım gerekir?
Çocuk:
- Kendisine zarar vermekten veya yaşamına son vermekten söz ediyorsa
- Kendisine zarar verme girişiminde bulunduysa
- Başkasına ciddi zarar verme tehdidinde bulunuyorsa
- Gerçeklikle bağlantısında belirgin bir değişiklik görülüyorsa
- Güvenliğini tehlikeye atacak şekilde evden kaçıyorsa
- İstismar veya şiddete maruz kaldığından şüpheleniliyorsa
durum bekletilmemelidir.
Çocuğun yanında kalınmalı, tehlikeli olabilecek araçlara erişimi sınırlandırılmalı ve 112 Acil Çağrı Merkezi ya da en yakın acil servis üzerinden yardım alınmalıdır.
Çocukla yapılan ilk değerlendirmede neler ele alınır?
İlk değerlendirmede yalnızca sorun olarak görülen davranışa bakılmaz.
Çocuğun:
- Gelişim öyküsü
- Fiziksel sağlık durumu
- Uyku ve beslenme düzeni
- Aile ilişkileri
- Okul yaşamı
- Akran ilişkileri
- Yaşadığı önemli değişiklikler
- İlgi alanları ve güçlü yönleri
- Davranışın ortaya çıktığı koşullar
birlikte değerlendirilir.
Küçük çocuklarda süreç çoğunlukla ebeveynlerden bilgi alınmasıyla başlar. Çocuğun yaşına ve ihtiyacına göre oyun temelli psikolojik destek süreci planlanabilir.
Her çocuk için aynı yöntem veya görüşme süresi uygun olmayabilir. İzlenecek yol ilk değerlendirme ve süreç içerisindeki gözlemler doğrultusunda belirlenir.
Amaç çocuğu etiketlemek değil, ihtiyacını anlamaktır
Çocukların davranışlarını yalnızca yetişkinleri ne kadar zorladığı üzerinden değerlendirmek önemli noktaların gözden kaçmasına neden olabilir.
Bazen “yaramazlık” olarak görülen davranış kaygıyı, öfkeyi, anlaşılmama hissini veya henüz gelişmemiş bir beceriyi gösterebilir.
Bazen de ebeveynin kaygılandığı davranış çocuğun gelişim döneminin geçici bir parçasıdır.
Bu ayrımı yalnızca tek bir belirtiye bakarak yapmak mümkün değildir.
Çocuğu hemen değiştirmeye çalışmadan önce:
“Bu davranış ne zaman ortaya çıkıyor?”
“Çocuğum hangi konuda zorlanıyor?”
“Bu durum onun günlük yaşamını nasıl etkiliyor?”
“Zaman içinde nasıl bir değişim gösteriyor?”
sorularına bakmak gerekir.
Amaç kusursuz davranan bir çocuk yetiştirmek değildir. Çocuğun duygularını tanıyabilmesine, yaşına uygun sınırlar içinde davranışlarını düzenleyebilmesine ve ihtiyaç duyduğunda yardım isteyebilmesine destek olmaktır.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap