Hepimizin hayatında iletişim kurmakta zorlandığı insanlar olmuştur.

Sürekli eleştiren biri…

Herkesten şüphe duyan biri…

İlgi odağı olmak isteyen biri…

Hiçbir kararını tek başına veremeyen ya da her şeyi kontrol etmeye çalışan biri…

Bu kişilerle yaşamak, çalışmak ya da aynı aileyi paylaşmak zaman zaman oldukça yorucu olabilir. Böyle durumlarda çoğu insanın ilk tepkisi onları değiştirmeye çalışmak ya da tamamen hayatından çıkarmak olur.

Peki ya asıl ihtiyaç, onları değiştirmekten önce anlamaya çalışmaksa?


Anlamak, Onaylamak Demek Değildir

Psikolojik danışmanlıkta sık karşılaşılan yanlış anlamalardan biri şudur:

"Onu anlamaya çalışırsam yaptıklarını kabul etmiş olurum."

Bir davranışın neden ortaya çıktığını anlamak, o davranışı doğru bulmak anlamına gelmez.

Örneğin sürekli kuşkucu davranan bir kişinin yaşadığı ilişkileri anlamaya çalışmak, onun kırıcı davranışlarını onaylamak değildir.

Anlamak; davranışın ardındaki ruhsal dinamikleri görebilmektir.

Bu bakış açısı, hem daha gerçekçi sınırlar koymayı hem de daha sağlıklı ilişkiler kurmayı kolaylaştırabilir.


Zor Davranışların Arkasında Ne Olabilir?

Hiç kimse doğduğu gün "zor biri" olmayı seçmez.

Kişilik, doğuştan gelen özelliklerle çocukluk deneyimlerinin etkileşimi içinde gelişir.

Erken dönem ilişkiler, bakım verenlerle kurulan bağ, yaşanan hayal kırıklıkları ve kişinin geliştirdiği savunma biçimleri zamanla karakterimizin bir parçası hâline gelebilir.

Örneğin;

  • Sürekli herkesten şüphe duyan biri, geçmişte güven duygusunu sık sık zedeleyen deneyimler yaşamış olabilir.
  • Her şeyi kontrol etmeye çalışan biri, belirsizliğe tahammül etmekte zorlanıyor olabilir.
  • Sürekli onay arayan biri, çocukluğunda yeterince görülmediğini hissetmiş olabilir.

Elbette bunlar kesin açıklamalar değildir. Her bireyin öyküsü kendine özgüdür.

İnsanlar Dünyaya Aynı Gözle Bakmaz

Her insan dünyayı kendi iç dünyasının süzgecinden geçirerek algılar.

Bir kişi için eleştiri, gelişme fırsatı olabilir. Bir başkası için ise reddedilmek anlamına gelebilir. Aynı olayın farklı kişilerde farklı duygular uyandırmasının nedeni de budur.

Bu nedenle zor görünen davranışların altında çoğu zaman kişinin kendisini korumaya çalışan eski ruhsal örüntüleri bulunabilir.


Zor İnsanlarla İlişki Kurarken Neler Yapabilirsiniz?

Her ilişkiyi kurtarmak mümkün değildir.

Ancak bazı temel yaklaşımlar, iletişimi daha sağlıklı hâle getirebilir.

  • Davranışı kişiselleştirmeden önce anlamaya çalışın.
  • Karşınızdaki kişiyi değiştirmeye çalışmak yerine kendi sınırlarınızı netleştirin.
  • Sürekli açıklama yapma ya da kendinizi ispatlama ihtiyacı hissetmeyin.
  • Empati kurarken kendi ihtiyaçlarınızı ihmal etmeyin.
  • İlişki size zarar veriyorsa mesafe koymanın da sağlıklı bir seçenek olduğunu unutmayın.

Empati ile sınır koymak birbirine zıt değildir. Sağlıklı ilişkiler, bu ikisinin dengesi üzerine kuruludur.


Psikodinamik Terapi Bu Sürece Nasıl Yaklaşır?

Psikodinamik terapi, yalnızca görünen davranışa odaklanmaz.

"Bu kişi neden böyle davranıyor?" sorusunun yanında, "Bu davranış neyi koruyor?" sorusunu da sorar.

Bazen öfke, kırılganlığı gizler.

Bazen kontrol etme ihtiyacı, yoğun kaygıyı örter.

Bazen de aşırı bağımlılık, terk edilme korkusunun bir yansıması olabilir.

Bu dinamikleri anlamak, kişinin kendisiyle ve başkalarıyla kurduğu ilişkileri yeniden değerlendirebilmesine yardımcı olabilir.


Hayatımız boyunca zor insanlar ile karşılaşmamız kaçınılmazdır.

Onları değiştirmek çoğu zaman bizim elimizde değildir.

Ancak onları anlamaya çalışmak, davranışlarını onaylamak değil; ilişkilerimizi daha bilinçli yönetebilmek için önemli bir adımdır.

İnsanların bugün sergilediği birçok davranış, yalnızca bugünün değil, geçmişte geliştirdikleri ilişki kurma biçimlerinin de bir yansımasıdır.

Karşımızdakini anlamaya çalışırken kendi sınırlarımızı koruyabildiğimizde ise hem daha sağlıklı ilişkiler kurabilir hem de kendimizi daha iyi koruyabiliriz.

Cevap Ver

Henüz onaylanmış yorum yok.

Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.

Google ile Giriş Yap