Hiç böyle biriyle karşılaştınız mı?
Bir istekte bulunursunuz, "Tamam." der.
Ama işi sürekli erteler.
Unutur.
Geç kalır.
Bahaneler üretir.
Ya da tam yapacakken vazgeçer.
İlk bakışta dikkatsizlik ya da sorumsuzluk gibi görünen bu davranışlar, bazen kişinin öfkesini doğrudan ifade etmekte zorlanmasının bir yolu olabilir.
Yalnızca davranış üzerinden değil; davranışın altında yatan duygular üzerinden anlamaya çalışır.
Edilgin-Saldırgan Davranış Nedir?
Edilgin-saldırgan davranış, kişinin öfkesini veya rahatsızlığını doğrudan ifade etmek yerine dolaylı yollarla göstermesidir.
Örneğin kişi;
- Sürekli işleri erteleyebilir.
- Verdiği sözleri yerine getirmeyebilir.
- Sessiz kalmayı tercih edebilir.
- Surat asabilir.
- İnatlaşabilir.
- "Tamam." deyip tam tersini yapabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur:
Kişi çoğu zaman "Hayır." demez.
Ama davranışlarıyla bunu gösterir.
Her Erteleyen Kişi Edilgin-Saldırgan mıdır?
Hayır. Hepimiz zaman zaman hoşlanmadığımız işleri erteleyebiliriz.
Bazen yoğun stres altında olduğumuz için isteksiz davranabiliriz.
Bazen de bir otorite figürüne karşı tepki gösterebiliriz.
Bunlar tek başına edilgin-saldırgan bir kişilik olduğu anlamına gelmez.
Psikolojide bir kişilik örüntüsünden söz edebilmek için bu davranışların uzun yıllar boyunca, birçok farklı ilişkide ve yaşamın farklı alanlarında sürekli tekrar etmesi gerekir.
Neden Öfkelerini Açıkça Söylemezler?
Bunun kökeni çoğu zaman erken ilişki deneyimlerine uzanabilir.
Bazı insanlar çocukluklarında öfkelerini ifade ettiklerinde cezalandırılmış, eleştirilmiş ya da reddedilmiş olabilir.
Zamanla şu mesajı öğrenebilirler:
"Öfkelenmek tehlikelidir."
Ancak öfke ortadan kaybolmaz.
Sadece ifade biçimi değişir.
Doğrudan söylenemeyen öfke, gecikmeler, unutmalar, isteksizlik ya da sessiz direniş şeklinde ortaya çıkabilir.
Otorite ile İlişkileri Nasıldır?
Edilgin-saldırgan örüntüler gösteren kişiler için otorite figürleri çoğu zaman zorlayıcıdır.
Patronlar…
Öğretmenler…
Anne babalar…
Kurallar…
Bazen yalnızca bir rica bile kişi tarafından baskı olarak algılanabilir.
Bu durumda kişi açıkça karşı çıkmak yerine, işi geciktirerek ya da yerine getirmeyerek tepki göstermeyi seçebilir.
Dışarıdan bakıldığında bu durum sorumsuzluk gibi görünebilir. Ancak kişinin iç dünyasında çoğu zaman görünmeyen bir güç mücadelesi yaşanmaktadır.
Bu Davranış İlişkileri Nasıl Etkiler?
İlk başta küçük görünen bu davranışlar zamanla güven duygusunu zedeleyebilir.
Karşı taraf;
"Bana neden açıkça söylemiyor?"
"Gerçekten unutuyor mu, yoksa bilerek mi yapıyor?"
gibi sorular sormaya başlayabilir.
İlişkilerde biriken kırgınlıklar çoğu zaman doğrudan konuşulmadığı için sorun giderek büyüyebilir.
Psikodinamik Süreç Bu Duruma Nasıl Yaklaşır?
Psikodinamik süreç yalnızca kişinin davranışını değiştirmeye çalışmaz.
Asıl soru şudur:
"Bu davranış hangi duyguyu ifade ediyor?"
Bazen geciken bir iş, söylenemeyen bir öfkenin ifadesidir.
Bazen unutulan bir söz, fark edilmeyen bir kırgınlığın göstergesidir.
Bazen de sessizlik, yıllardır dile getirilemeyen hayal kırıklıklarını taşır.
Psikolojik destek sürecinde kişi zamanla kendi öfkesini fark etmeyi, onu daha doğrudan ve sağlıklı yollarla ifade edebilmeyi öğrenebilir.
Edilgin-saldırgan davranışlar çoğu zaman tembellik ya da umursamazlıktan ibaret değildir. Bazen kişinin doğrudan ifade edemediği öfkesinin, hayal kırıklığının ya da güçsüzlük hissinin dolaylı bir anlatımı olabilir.
Psikodinamik yaklaşım bize şunu hatırlatır:
Davranışların görünen yüzünün arkasında çoğu zaman dile getirilememiş duygular vardır.
Bu duygular anlaşılabildiğinde, kişi hem kendisiyle hem de çevresindeki insanlarla daha açık, daha güvenli ve daha sağlıklı ilişkiler kurabilir.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap