“Hayatımda aslında kötü giden bir şey yok ama mutlu değilim.”
“İnsanlar hayatlarından keyif alıyor, ben neden alamıyorum?”
“Bu kadar şeye sahipken neden hâlâ mutsuzum?”
Bazen insan yalnızca mutsuz olduğu için üzülmez; mutsuz olduğu için kendisine de kızar. Çünkü mutluluk, güzel anlarda yaşanan bir duygu olmaktan çıkıp ulaşılması gereken bir hedefe dönüşebilir. Böyle olduğunda kişi yalnızca “Neden mutsuzum?” diye sormaz; zamanla “Bende ne sorun var?” diye düşünmeye başlayabilir.
Mutlu Olmak İstemek Bir Sorun mudur?
Hayır. İnsanın kendisini iyi hissetmek istemesi oldukça anlaşılırdır. Sevilmek, güvende hissetmek, başarılı olmak ve hayatından keyif almak istemek insani ihtiyaçlardır.
Buradaki mesele mutluluğu istemek değil, mutluluğun zamanla bir zorunluluğa dönüşmesidir. “Mutlu olmak istiyorum” ile “Mutlu olmak zorundayım” aynı şey değildir. İkinci durumda mutsuzluk yalnızca zor bir duygu olmaktan çıkar; kişisel bir eksiklik veya başarısızlık gibi yaşanabilir.
“Her Şeyim Var, Neden Mutlu Değilim?”
İnsan bazen kendi mutsuzluğunu anlamlandırmakta zorlanır. İşi, ilişkisi, ailesinin desteği veya maddi imkânları vardır. Dışarıdan bakıldığında hayatında ciddi bir eksiklik görünmeyebilir. Bu durumda çevresinden “Daha ne istiyorsun?” cümlesini duyabilir; hatta aynı soruyu kendisine de yöneltebilir.
“Şükretmem gerekiyor”, “Benim yerimde olmak isteyen ne kadar insan vardır” veya “Bu kadar şeyim varken mutsuz olmaya hakkım yok” diye düşünebilir. Oysa sahip olduklarımız ile nasıl hissetmemiz gerektiği arasında matematiksel bir ilişki yoktur. İnsan hayatındaki güzel şeylerin farkında olurken aynı anda huzursuzluk, anlamsızlık veya mutsuzluk da yaşayabilir.
Bu durum nankörlük anlamına gelmek zorunda değildir. Bazen duygularımız, dışarıdan görünen koşullardan çok ihtiyaçlarımızla, ilişkilerimizle, kayıplarımızla ve iç dünyamızdaki çatışmalarla bağlantılıdır.
Sosyal Medya Mutlu Olma Baskısını Artırabilir mi?
Telefonumuzu açtığımızda birinin tatilde olduğunu, bir başkasının evlendiğini, yeni bir işe başladığını veya arkadaşlarıyla eğlendiğini görebiliriz. Ardından kendi hayatımıza döneriz: Yorgunuzdur, işe gitmemiz gerekir, ilişkimizde sorunlar vardır ya da hiçbir şey yapmak istemiyoruzdur.
Bu karşılaştırma “Herkes yaşıyor, ben yalnızca günü geçiriyorum” düşüncesini doğurabilir. Çünkü biz kendi hayatımızın tamamını biliriz; başkalarının ise çoğu zaman yalnızca göstermeyi seçtikleri anlarını görürüz. Kendi hayatımızın sıradanlığını, yorgunluğunu ve hayal kırıklıklarını başkalarının seçilmiş görüntüleriyle karşılaştırdığımızda kendimizi eksik hissetmemiz kolaylaşabilir.
Başkalarının Mutluluğu Neden Bazen Bizi Rahatsız Eder?
Yakın bir arkadaşımızın güzel haberine sevinebiliriz. Fakat aynı anda “Ben neden bunu yaşayamadım?” diye de düşünebiliriz. Birinin evlenmesi yalnızlığımızı, işinde yükselmesi kendimizle ilgili yetersizlik duygularımızı, mutlu bir ilişki paylaşması kendi ilişkimizdeki eksiklikleri görünür hâle getirebilir.
Bu, her zaman o kişinin mutlu olmasını istemediğimiz anlamına gelmez. Başkasının sahip olduğu şey bazen bizim hayatımızda özlemini duyduğumuz veya eksikliğini hissettiğimiz bir şeyi hatırlatır. Bu nedenle kıyaslama, başkasından çok kendimiz hakkında bir şey anlatabilir.
Sürekli Olumlu Düşünmek Zorunda mıyız?
“Pozitif düşün”, “İyi tarafından bak” ve “Negatif şeylere odaklanma” gibi cümleler çoğu zaman iyi niyetle söylenir. Olaylara farklı açılardan bakabilmek elbette değerlidir. Ancak her olumsuz duyguyu ortaya çıktığı anda olumlu bir düşünceyle değiştirmeye çalışmak, o duygunun ne anlattığını fark etmeyi zorlaştırabilir.
İnsan bazen üzülür, öfkelenir, korkar, hayal kırıklığına uğrar veya nedenini tam olarak açıklayamadığı bir huzursuzluk yaşar. Bu duyguların varlığı tek başına bir sorun değildir. Bazen “Bu duygudan nasıl kurtulacağım?” sorusundan önce “Bu duygu bana ne anlatıyor?” sorusunu sormak gerekir.
Mutsuzluk Neden Başarısızlık Gibi Hissedilebilir?
Mutluluk bir başarı ölçütüne dönüştüğünde şu denklem ortaya çıkabilir: “Mutluysam hayatımı doğru yaşıyorum, mutsuzsam bir şeyleri yanlış yapıyorum.” Oysa hayat bundan daha karmaşıktır.
Bir ilişki istediğimiz gibi gitmeyebilir, bir hedefe ulaşamayabilir, sevdiğimiz birini kaybedebilir veya verdiğimiz bir karardan pişman olabiliriz. Hayal kırıklığı, belirsizlik ve kayıp hayatın içindedir. Bunları yaşamak, hayatımızı yanlış yaşadığımızı göstermez.
Psikodinamik açıdan bakıldığında mutsuzluğa verdiğimiz tepki yalnızca o anki koşullarla ilişkili olmayabilir. Kişi geçmişte kabul görmek, takdir edilmek veya sevilmek için “iyi”, “başarılı” ya da “sorunsuz” olması gerektiğini hissetmişse mutsuzluğu da kabul edilemez bir kusur gibi yaşayabilir. Böylece kişinin asıl zorlandığı şey duygunun kendisinden çok, o duygu nedeniyle kendisine yönelttiği eleştiri olabilir.
“Mutlu Değilsem Hayatımda Bir Şeyleri Değiştirmeli miyim?”
Bazen evet. Mutsuzluk her zaman görmezden gelinmesi gereken bir duygu değildir. İnsan uzun zamandır işinden rahatsız olabilir, ilişkisinde kendisini yalnız hissedebilir, bazı seçimlerinden memnun olmayabilir veya ihtiyaçlarını sürekli geri plana atıyor olabilir. Böyle durumlarda huzursuzluk, değerlendirilmesi gereken bir ihtiyaca işaret edebilir.
Fakat bazen kişi her rahatsızlığı “Bir şeyleri hemen değiştirmeliyim” mesajı olarak yorumlayabilir. İşini, şehrini, ilişkisini veya hedeflerini değiştirir; bir süre iyi hisseder, ardından aynı huzursuzluk yeniden ortaya çıkar.
Bu noktada şu soru yardımcı olabilir: “Hayatımda gerçekten değişmesi gereken bir şey mi var, yoksa ben her rahatsızlık hissettiğimde bu duygudan uzaklaşmaya mı çalışıyorum?”
Mutsuzluğa Alan Açmak Vazgeçmek midir?
Hayır. Mutsuzluğu kabul etmek, hiçbir şeyi değiştirmemek veya acı veren koşullara boyun eğmek anlamına gelmez. İnsan yaşadığı koşulları değiştirmek için çabalarken o anda hissettiği duyguyu da kabul edebilir.
“Şu anda hayatımdan memnun değilim ve bunun nedenini anlamaya çalışacağım” demekle “Böyle hissetmemem gerekiyor” demek arasında önemli bir fark vardır. İlkinde insan kendi deneyimine yaklaşır; ikincisinde ise duygusuyla mücadele etmeye başlar.
Bazen ilk güçlük yaşadığımız sorundur. İkinci güçlük ise o sorun nedeniyle böyle hissetmemiz gerektiğini düşünmemizdir. Bu ikinci mücadele, ilk sorunun kendisinden daha yorucu hâle gelebilir.
Mutluluk Yerine Anlamı Sormak
Hayatımızla ilgili sorabileceğimiz tek soru “Beni ne mutlu eder?” değildir. Şunları da sorabiliriz:
- Benim için gerçekten önemli olan ne?
- Neye emek vermek istiyorum?
- Nasıl ilişkiler kurmak istiyorum?
- Neyi kaybetmekten korkuyorum?
- Neye rağmen devam etmek istiyorum?
- Hayatımda neyi anlamlı buluyorum?
İnsan anlamlı bulduğu bir şeyi yaparken her zaman mutlu olmayabilir. Çocuk büyütmek anlamlı ama yorucu, bir ilişki değerli ama zaman zaman çatışmalı, bir meslek önemli ama kimi dönemlerde tüketici olabilir. Bir hedef için çalışmak da başarısızlık ihtimalini taşır.
Anlamlı bir hayat ile sürekli mutlu bir hayat aynı şey değildir. Hayatın değeri yalnızca ne kadar iyi hissettiğimizle değil; bağ kurabildiğimiz, sorumluluk alabildiğimiz ve kendimize ait bulduğumuz şeylerle de ilişkilidir.
Mutlu Olmadığımızda Kendimize Nasıl Davranıyoruz?
Belki bugün keyfiniz yok. Belki hiçbir şey yapmak istemiyorsunuz veya hayatınızın bazı taraflarından memnun değilsiniz. Belki de neden böyle hissettiğinizi henüz bilmiyorsunuz. Bunların her biri hemen giderilmesi gereken bir arıza olmak zorunda değildir.
Yoğun, uzun süren veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen duygusal güçlüklerin bir ruh sağlığı uzmanı tarafından değerlendirilmesi yararlı olabilir. Ancak insanın zaman zaman mutsuz olması tek başına hayatında bir şeylerin yanlış gittiğini göstermez.
Belki de kendimize sürekli “Nasıl daha mutlu olabilirim?” diye sormadan önce şu soruyu yöneltmemiz gerekir: “Mutlu olmadığımda kendime nasıl davranıyorum?”
Çünkü mutsuzluğun üzerine “Böyle hissetmemeliyim”, “Başkaları mutlu, ben neden değilim?” ve “Hayatımı beceremiyorum” düşüncelerini eklediğimizde yalnızca mutsuzlukla uğraşmayız; mutsuz olduğumuz için de mutsuz olmaya başlarız.
Mesele her zaman mutluluğu yakalamak değildir. Bazen mesele, hayatın her döneminin aynı duyguyla yaşanmayacağını kabul edebilecek kadar kendimize alan açabilmektir.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap