Bazen yaşadığımız bir olay bizi düşündüğümüzden çok daha fazla etkiler.
Bir arkadaşımızın söylediği küçük bir söz gün boyunca zihnimizde dolaşabilir. Bir eleştiri karşısında beklenmedik derecede öfkelenebiliriz. Çok istediğimiz bir şey olmadığında, aslında onu hiç istemediğimizi söyleyebiliriz.
Bazen de:
“Ben buna neden bu kadar tepki verdim?” diye kendimize şaşırırız.
Bu gibi durumlarda yalnızca görünen davranışa değil, davranışın arkasında çalışan savunma mekanizmalarına da bakar.
Savunma Mekanizmaları Nedir?
Anna Freud’a göre ruhsal yaşam yalnızca bilinçli düşüncelerimizden oluşmaz.
İçimizde istekler, dürtüler ve duygular vardır. Bunların bazıları benliğimiz tarafından kabul edilebilirken bazıları kişinin değerleri, vicdanı veya dış dünyanın beklentileriyle çatışabilir.
Anna Freud’un kullandığı klasik yapısal modelde üç temel alan vardır:
İd, dürtülerin ve isteklerin kaynağıdır.
Üstben, yasakları, idealleri ve vicdani talepleri temsil eder.
Ben ise hem iç dünyanın taleplerini hem de dış dünyanın gerçeklerini dikkate alarak aralarında bir denge kurmaya çalışır.
Anna Freud, benin bir dürtüyü doğrudan kabul edemediğinde çeşitli savunma önlemlerine başvurabileceğini anlatır. Bu savunmaların çoğu sessizce ve bilinçdışı biçimde işler. Kişi çoğu zaman “Şimdi kendimi savunayım” diye düşünmez. Savunma gerçekleşir ve biz ancak sonuçlarını görürüz.
İnsan Neden Kendini Savunur?
Çünkü bazı duyguların veya isteklerin bilince çıkması kişide yoğun kaygı yaratabilir.
Örneğin bir kişi sevdiği birine öfke duyduğunda şu iki deneyimi aynı anda taşıyabilir:
“Onu seviyorum.” ve
“Ona çok kızgınım.”
Bu iki duyguyu birlikte taşımak güç olduğunda ben, çatışmayı azaltmak için savunmaya başvurabilir.
Savunmanın amacı kişiyi kandırmak değildir.
Asıl amaç ruhsal dengeyi korumaktır.
Savunma Mekanizmaları Kötü müdür?
Hayır.
Savunma mekanizmaları insan ruhsal yaşamının doğal parçalarıdır.
Asıl mesele kişinin savunma kullanıp kullanmaması değil; savunmalarının ne kadar katı olduğu ve yaşamını ne kadar sınırlandırdığıdır.
Örneğin zaman zaman rahatsız edici bir düşünceyi zihnimizden uzaklaştırmamız günlük yaşamı sürdürebilmemizi sağlayabilir.
Ancak kişi her rahatsız edici duyguyu bastırmak zorunda kalıyorsa zamanla kendi duygularını tanımakta güçlük yaşayabilir.
Anna Freud da benin farklı çatışmalarda bastırma, yer değiştirme, karşıtına çevirme gibi farklı savunmalardan yararlanabildiğini vurgular.
Aynı Kişi Farklı Savunmalar Kullanabilir
İnsanların yalnızca bir savunma mekanizması yoktur.
Bir kişi bazı durumlarda bastırabilir.
Başka durumlarda yansıtabilir.
Bazı durumlarda öfkesini başka birine yöneltebilir.
Başka zamanlarda ise hissettiğinin tam tersini gösterebilir.
Zaman içerisinde belirli savunmalar kişinin karakterinin daha kalıcı parçalarına dönüşebilir.
Bu nedenle psikodinamik yaklaşımda önemli sorulardan biri şudur:
Kişi zor bir duyguyla karşılaştığında kendisini nasıl koruyor?
Savunmayı Ortadan Kaldırmak Yeterli midir?
Her zaman değil.
Çünkü savunmanın bir görevi vardır.
Örneğin kişi yoğun suçluluk duygusuna karşı yıllardır belirli bir savunmayla ayakta duruyorsa, bu savunmayı bir anda kaldırmak kişiyi daha iyi hissettirmek yerine daha fazla kaygıyla karşı karşıya bırakabilir.
Bu nedenle psikodinamik çalışmada amaç:
“Savunmalarından kurtul.” demek değildir.
Önce savunmanın neye karşı kurulduğu anlaşılmaya çalışılır.
Savunma mekanizmaları insanın zayıflığının göstergesi değildir.
Aksine benin zorlayıcı dürtüler, duygular, suçluluk ve dış dünyanın talepleri karşısında ruhsal dengeyi koruma çabalarıdır.
Ancak bizi bir zamanlar koruyan bir savunma, yaşamın ilerleyen dönemlerinde ilişkilerimizi ve kendimizi anlamamızı zorlaştırabilir.
Bu nedenle önemli olan savunmalarımızı yok etmek değil, hangi durumlarda neden onlara ihtiyaç duyduğumuzu fark edebilmektir.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap