Çocuklar bazen anne babalarının sözünü dinlemez. Ergenler kurallara karşı çıkar. Çalışanlar yöneticilerini eleştirir. Bu gibi durumlarda sıkça şu cümleyi duyarız:
"Bu kuşakta artık hiçbir otoriteyi kabul etmiyor."
Peki gerçekten sorun otoriteye karşı çıkmak mıdır? Yoksa otorite ile otoriterliği birbirine mi karıştırıyoruz?
Bu iki kavram birbirinden oldukça farklıdır. Aralarındaki farkı anlamak, hem çocuk yetiştirirken hem de sağlıklı ilişkiler kurarken önemli bir rehber olabilir.
Otorite Nedir?
Otorite denildiğinde çoğu kişinin aklına baskı, ceza ve kurallar gelir. Oysa gerçek otorite bunlardan çok daha fazlasıdır.
Sağlıklı bir otorite, yalnızca güç kullanan kişi değildir. Bilgisiyle, deneyimiyle, tutarlılığıyla ve güven veren duruşuyla başkaları tarafından kabul gören kişidir. Bir öğretmenin öğrencileri tarafından dinlenmesi yalnızca not verme yetkisine sahip olmasından değil, adil davranmasından kaynaklanabilir.
Bir ebeveynin çocuğu tarafından örnek alınması da sadece "anne" ya da "baba" olmasından değil, çocuğun kendisini onun yanında güvende hissetmesinden doğar.
Gerçek otorite korkuyla değil, güvenle kurulur.
Otoriterlik Nedir?
Otoriterlik ise farklıdır. Burada amaç ilişki kurmak değil, kontrol etmektir.
Otoriter kişiler çoğu zaman şu mesajı verir:
"Ben söylediğim için yapacaksın."
Bu yaklaşımda açıklamaya, karşılıklı düşünmeye veya duygulara yer yoktur. Kurallar sorgulanamaz, itaat beklenir. İlk bakışta güçlü gibi görünse de otoriterlik çoğu zaman kişinin kendi güvensizliğini kontrol yoluyla telafi etme çabası olabilir.
Zorbalık Gücün Değil, Güvensizliğin Göstergesi Olabilir
Zorbalık yalnızca okul çağındaki çocuklar arasında görülmez. İş yerinde, aile içinde, arkadaşlık ilişkilerinde ve romantik ilişkilerde de zorbalık ortaya çıkabilir.
Hakaret etmek, aşağılamak, sürekli eleştirmek, korkutmak, manipüle etmek ya da karşı tarafın sınırlarını ihlal etmek zorbalığın farklı biçimleridir. Zorbalık, çoğu zaman yalnızca karşı tarafı incitme isteği değildir. Bazen kişinin kendi değersizlik duygularını, öfkesini veya yetersizlik hislerini dışarıya yansıtma biçimi olabilir.
Elbette bu durum zorbalığı haklı çıkarmaz; ancak davranışın altında yatan ruhsal dinamikleri anlamamıza yardımcı olur.
Çocuklar Otoriteyi Nasıl Öğrenir?
Bir çocuk için ilk otorite figürleri anne ve babadır. Çocuk yalnızca kuralları değil, otoritenin nasıl kullanıldığını da onlardan öğrenir.
Eğer çocuk sürekli aşağılanıyor, korkutuluyor veya baskı altında tutuluyorsa, ilerleyen yaşamında iki farklı eğilim gelişebilir.
Birincisi, her otorite figürüne sorgulamadan boyun eğmek.
İkincisi ise her türlü otoriteye öfke duymak ve sürekli mücadele etmek.
Her iki durumda da kişi, geçmişte yaşadığı ilişki örüntülerini farkında olmadan bugünkü ilişkilerine taşımaya başlayabilir.
Ergenlikte Otoriteye Karşı Çıkmak Her Zaman Sorun Mudur?
Hayır.
Ergenlik, bireyin kendi kimliğini oluşturmaya çalıştığı doğal bir gelişim dönemidir.
Bu süreçte gençlerin aileyle fikir ayrılığı yaşaması, bazı kuralları sorgulaması ve kendi kararlarını vermek istemesi beklenen bir durumdur.
Asıl önemli olan, bu sürecin karşılıklı saygı içinde yaşanabilmesidir.
Kuralların tamamen ortadan kalktığı ailelerde de, her şeyin katı biçimde kontrol edildiği ailelerde de gençlerin sağlıklı sınırlar geliştirmesi zorlaşabilir.
Sağlıklı Otorite Nasıl Kurulur?
Sağlıklı otorite;
- Korku yerine güven oluşturur.
- Güç gösterisi yerine tutarlılık sergiler.
- Cezalandırmaktan çok rehberlik eder.
- Sınır koyarken ilişkiyi korur.
- Saygıyı zorla değil, davranışlarıyla kazanır.
Çocuklar yalnızca söylenenleri değil, yaşanan ilişkiyi öğrenirler.
Otorite ile otoriterlik aynı şey değildir. Gerçek otorite, kişinin yalnızca sahip olduğu güçten değil; güven veren, tutarlı ve saygılı duruşundan beslenir.
Otoriterlik ise çoğu zaman korkuya dayanır ve kısa vadede itaat sağlasa bile uzun vadede ilişkileri zedeler.
Psikodinamik bakış açısı bize şunu hatırlatır: Bugün otorite karşısında verdiğimiz tepkilerin önemli bir bölümü, çocukluk yıllarında otorite figürleriyle kurduğumuz ilişkilerin izlerini taşır.
Bu nedenle yalnızca davranışlara değil, o davranışların ardındaki ilişki örüntülerine de bakabilmek hem ebeveynlikte hem eğitimde hem de psikolojik iyilik hâlinde önemli bir adımdır.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap