"Yeterince iyi değilim."
"Bir hata yaptım."
"Başkalarını hayal kırıklığına uğrattım."
Bazı insanlar için bu düşünceler yalnızca zor zamanlarda ortaya çıkar. Bazıları içinse neredeyse yaşamın doğal bir parçası hâline gelir.
Yaptıkları birçok şey başarılı olsa bile kendilerini yetersiz hisseder, en küçük hatalarında uzun süre kendilerini suçlayabilir ve mutlu olduklarında bile bunun uzun sürmeyeceğini düşünebilirler.
Bu durumu yalnızca karamsarlık olarak değil; kişinin kendisiyle kurduğu ilişkinin bir parçası olarak değerlendirir.
Depresif Kişilik Örüntüsü Nedir?
Depresif kişilik örüntüsü, kişinin yalnızca zaman zaman üzgün hissetmesi değildir.
Bu kişiler çoğu zaman;
- Kendilerini sık sık eleştirir.
- Başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarının önüne koyar.
- Hata yapmaktan yoğun şekilde korkar.
- Kendilerini yeterince başarılı görmez.
- Mutluluğu hak etmediklerini düşünebilir.
- Başarılarını küçümseyebilir.
Bu durum, klinik depresyonla aynı şey değildir. Ancak kişinin yaşamı boyunca kendisine karşı geliştirdiği düşünme ve hissetme biçimini yansıtabilir.
Mutluluğu Hak Etmediğinizi Hiç Düşündünüz mü?
Bazı insanlar güzel bir haber aldıklarında bile tam anlamıyla sevinemez.
İçlerinden bir ses;
"Bu kadar mutlu olma, kesin kötü bir şey olacak." diyebilir.
Ya da uzun zamandır istedikleri bir başarıya ulaştıklarında bile;
"Aslında bunu hak etmedim."
"Benden daha iyileri var." şeklinde düşünebilirler.
Bu düşünceler çoğu zaman bilinçli olarak seçilmez. Yıllar içinde kişinin kendisiyle ilgili geliştirdiği inançların bir parçası hâline gelebilir.
Bu Düşünceler Nasıl Gelişebilir?
İnsanın kendisiyle kurduğu ilişki, çocukluk dönemindeki önemli ilişkilerden etkilenir.
Sürekli eleştirilen…
Başarısı yeterli görülmeyen…
Sevgi ve kabulü daha çok "başarılı olduğunda" hisseden…
Ya da sık sık suçluluk duygusuyla büyüyen çocuklar, zamanla kendilerine karşı da aynı eleştirel bakışı geliştirebilirler. Bu, her zaman böyle olacağı anlamına gelmez.
Her bireyin yaşam öyküsü farklıdır ve tek bir çocukluk deneyimi tek başına kişiliği belirlemez. Ancak erken dönem ilişki deneyimleri, kişinin kendisiyle ilgili geliştirdiği temel inançlarda önemli bir rol oynayabilir.
Sürekli Kendini Suçlamak Yorucudur
Depresif örüntüler gösteren kişiler çoğu zaman başkalarına karşı anlayışlıdır.
Ancak sıra kendilerine geldiğinde çok daha sert davranabilirler.
Bir hata yaptıklarında uzun süre bunu düşünürler.
Hayır demekte zorlanabilirler.
Başkalarının ihtiyaçlarını önceledikleri hâlde, kendi ihtiyaçlarını dile getirdiklerinde suçluluk hissedebilirler. Zamanla bu durum hem ilişkileri hem de yaşamdan alınan doyumu olumsuz etkileyebilir.
Fark Etmek Her Zaman Yetmez
Birçok kişi zamanla şu gerçeği fark eder:
"Aslında kendime çok acımasız davranıyorum."
Bu farkındalık oldukça değerlidir.
Ancak yalnızca neden böyle hissettiğini bilmek her zaman değişim için yeterli olmayabilir.
Çünkü bu düşünce biçimleri çoğu zaman yıllar içinde yerleşmiş ilişki örüntülerinin bir parçasıdır.
Bu nedenle değişim, yalnızca bilgi edinmekten değil; bu örüntüleri yaşayarak fark etmekten ve yeni deneyimler geliştirebilmekten geçer.
Psikolojik Destekle Bu Sürece Nasıl Yaklaşır?
Psikolojik destek yalnızca olumsuz düşünceleri değiştirmeye çalışmaz.
Öncelikle şu soruların peşine düşer:
"Kendinize neden bu kadar sert davranıyorsunuz?"
"Suçluluk duygusu ilk ne zaman hayatınızda bu kadar belirgin hâle geldi?"
"Kendinizi değerli hissedebilmek için neyi başarmak zorunda olduğunuzu düşünüyorsunuz?"
Destek sürecinde kişi yalnızca belirtilerini değil, bu belirtileri besleyen ilişki örüntülerini ve kendilik algısını da anlamaya başlar.
Ne Zaman Psikolojik Destek Alınmalıdır?
Kendinizi uzun süredir sürekli yetersiz hissediyorsanız…
En küçük hatalarda bile yoğun suçluluk yaşıyorsanız…
Başkalarının ihtiyaçlarını kendi ihtiyaçlarınızın önüne koyuyor ve buna rağmen kendinizi değersiz hissediyorsanız…
Ya da yaşamdan keyif almakta zorlanıyorsanız…
Bir uzmandan destek almak, bu duyguların kökenini anlamanıza ve kendinizle daha sağlıklı bir ilişki kurmanıza yardımcı olabilir.
Kendinizi sürekli eleştiriyor olmanız, gerçekten yetersiz olduğunuz anlamına gelmez.
Bazen bu eleştirel ses, geçmişte kurduğunuz ilişkilerin bugün de içinizde yaşamaya devam eden bir yansıması olabilir.
Kendimize nasıl davrandığımız, çoğu zaman yalnızca bugünün değil; geçmişte kendimizi nasıl görmeyi öğrendiğimizin de bir sonucudur.
Bu ilişkiyi fark etmek ise, kendimize karşı daha şefkatli ve daha gerçekçi bir bakış geliştirebilmenin ilk adımı olabilir.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap