Çocuğunuz yeni ortamlara girmekten çekiniyor mu? Siz yanından ayrıldığınızda yoğun kaygı yaşıyor mu? Yoksa tam tersine sınırları sürekli zorlayarak kurallara karşı geliyor mu?
Birçok anne baba çocuklarının özgüvenli, güçlü ve mutlu bireyler olmasını ister. Ancak çoğu zaman özgüvenin yalnızca çocuğu cesaretlendirmekle geliştiği düşünülür. Oysa psikodinamik kurama göre özgüvenin temeli, yaşamın ilk yıllarında oluşan güven duygusudur.
Donald W. Winnicott'a göre çocuk gelişiminin en önemli ihtiyaçlarından biri kusursuz ebeveynler değil, yeterince iyi ve güvenilir bir bakım verenle kurulan ilişkidir.
Güven Duygusu Nedir?
Güven, çocuğun yalnızca fiziksel olarak korunması değildir.
Asıl önemli olan, çocuğun dünyayı öngörülebilir ve güvenilir bir yer olarak deneyimleyebilmesidir.
Bebek acıktığında besleniyorsa, korktuğunda sakinleştiriliyorsa, ihtiyaçları tutarlı biçimde karşılanıyorsa zamanla şu inanç gelişmeye başlar:
"Dünya benim için güvenli bir yer."
Bu duygu ilerleyen yıllarda;
- özgüven,
- duygu düzenleme,
- ilişki kurabilme,
- stresle baş edebilme
gibi birçok psikolojik becerinin temelini oluşturur.
Güven Her İsteği Yerine Getirmek Değildir
Bazı ebeveynler çocuklarını korumanın onları sürekli mutlu etmek olduğunu düşünebilir.
Oysa güven, çocuğun her istediğinin yapılması anlamına gelmez.
Tam tersine çocuk;
- sınırlarla karşılaşabilir,
- hayal kırıklığı yaşayabilir,
- beklemek zorunda kalabilir.
Ancak bunları yaşarken yanında sakin, tutarlı ve ulaşılabilir bir yetişkin bulunduğunda güven duygusu zarar görmez.
Çocuk zamanla zor duyguların da geçici olduğunu öğrenmeye başlar.
Winnicott'a Göre Güven Nasıl Oluşur?
Winnicott, yaşamın ilk dönemlerinde bebeğin henüz kendi başına yoğun uyaranlarla baş edemediğini söyler.
Bu nedenle bakım veren kişinin;
- düzenli,
- ulaşılabilir,
- tutarlı,
- duyarlı
olması büyük önem taşır.
Bebek başlangıçta kendisini taşıyan kişinin güvenilirliği sayesinde gelişir.
Bu süreç ilerledikçe dışarıdaki güven yavaş yavaş çocuğun iç dünyasına taşınır.
Artık çocuk yalnızca annesine değil, kendi baş etme becerilerine de güvenmeye başlar.
Sınırlar Güveni Azaltmaz, Güçlendirir
Çocuk gelişiminde ilginç görünen durumlardan biri şudur:
Çocuklar güven duydukları yetişkinleri zaman zaman test ederler.
Kuralları zorlarlar.
Hayır cevabına itiraz ederler.
Sınırları tekrar tekrar denerler.
Bu davranışlar çoğu zaman ebeveyni zorlamak için değil, sınırların gerçekten var olup olmadığını anlamak içindir.
Tutarlı kalan ebeveyn, çocuğa şu mesajı verir:
"Duyguların değişebilir ama ben burada kalmaya devam edeceğim."
Bu deneyim çocuğun içsel güvenini güçlendirir.
Güven Duygusu Özgüveni Nasıl Etkiler?
Gerçek özgüven sürekli övülmekten değil, güvenli ilişkiler içinde büyümekten gelişir.
Çocuk;
- hata yapabildiğinde,
- yeniden deneyebildiğinde,
- başarısız olduğunda kabul gördüğünde,
- ihtiyaç duyduğunda destek alabildiğinde
kendi yeterliliğine güvenmeye başlar.
Bu nedenle özgüvenin temeli başarı değil, güvenli bağlanmadır.
Ebeveynler Nelere Dikkat Edebilir?
Güven duygusunu desteklemek için;
- Çocuğun temel ihtiyaçlarına mümkün olduğunca tutarlı şekilde karşılık verin.
- Sınırlar koyarken sakin ve kararlı olun.
- Her ağlamayı hemen ortadan kaldırmaya çalışmak yerine duygusuna eşlik edin.
- Verdiğiniz sözleri mümkün olduğunca yerine getirin.
- Hata yaptığınızda özür dilemekten çekinmeyin.
- Çocuğun yaşına uygun bağımsızlık alanları oluşturun.
Çocukların gelişimi için en önemli unsur kusursuz ebeveynler değildir.
Kendini güvende hissedebileceği, ihtiyaç duyduğunda ulaşabileceği, sınırları tutarlı olan ve duygularına alan açan bir yetişkinle kurduğu ilişki, yaşam boyu taşıyacağı güven duygusunun temelini oluşturur.
Bu güven zamanla yalnızca başkalarına değil, çocuğun kendi iç dünyasına da yerleşir. Böylece çocuk, yaşamın zorluklarıyla karşılaştığında yalnızca dışarıdaki desteğe değil, kendi içsel gücüne de güvenebilen bir birey olma yolunda ilerler.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap