“Çocuğumuz hiç sorun çıkarmaz.”

“Öğretmenleri çok memnun.”

“Ne söylersek yapıyor.”

“Kimseye hayır demez.”

İlk bakışta bunlar her ebeveynin duymak isteyeceği cümleler gibi görünebilir.

Peki bir çocuk hiç karşı çıkmıyorsa, hiçbir zaman öfkelenmiyorsa ve sürekli başkalarının beklentilerine göre davranıyorsa?

Winnicott'ın önemli kavramlarından biri hakiki kendilik ve sahte kendilik ayrımıdır. Ona göre belirli ölçüde toplumsal uyum hepimizde vardır; sorun, uyumun kişinin kendisini gerçek hissetmesini engelleyecek kadar baskın hâle gelmesidir.

Sahte Benlik Nedir?

Sahte benlik denildiğinde çocuğun yalan söylemesi kastedilmez.

Burada daha çok, çocuğun kendi isteklerini ve spontan tepkilerini geri plana iterek çevresinin istediği biçimde davranması söz konusudur.

Çocuk:

“Kızarsam sevilmem.”

“Hayır dersem annem üzülür.”

“Başarılı olursam herkes mutlu olur.”

gibi örtük bir ilişki örüntüsü geliştirebilir.

Sonunda dışarıdan mükemmel görünen fakat içeride kendisini oldukça boş, yorgun veya gerçek dışı hisseden biri ortaya çıkabilir.

Her Uyum Sahte Benlik Değildir

Toplum içinde yaşamak belirli ölçüde uyum gerektirir.

Winnicott bunu oldukça günlük bir örnekle açıklar: Çocuğa “teşekkür ederim” demeyi öğretiriz. Çocuk her zaman gerçekten teşekkür etmek istemese de sosyal yaşamın gereği olarak bunu öğrenebilir. Winnicott, çoğu çocuğun bu sınırlı “sahteliği” sosyalleşmenin bir parçası olarak taşıyabildiğini belirtir.

Sorun çocuğun hayatının tamamının buna dönüşmesidir.

“Uslu” Olmak Çocuğun Kendini Kaybetmesine Yol Açabilir mi?

Winnicott'ın aktardığı bir çocuk örneğinde, çocuk okulda başarılı olmaya başladığında herkes memnun olur. Fakat çocuk kendisini giderek daha kötü hissetmeye başlar ve yeniden karşı çıkan davranışlara yönelir; çünkü asi olduğunda kendisini daha “gerçek” hissetmektedir.

Bu bize önemli bir şeyi düşündürür:

Çocuk bazen davranış problemi çıkarırken yalnızca “kötü davranmıyor” olabilir.

Kendi benliğini korumaya çalışıyor olabilir.

Ebeveynler Ne Yapabilir?

Çocuğun düşüncesini merak etmek önemlidir.

“Sence ne yapmalıyız?”

“Sen bunu istiyor musun?”

“Buna kızdın mı?”

“Benimle aynı fikirde olmak zorunda değilsin.”

gibi cümleler çocuğun ayrı bir kişi olduğunu hissetmesine yardımcı olabilir.

Bazen çocuğun “hayır” demesine tahammül etmek de gelişimin parçasıdır.

Tabii ki her hayır kabul edilmez.

Ama çocuğun kendi düşüncesinin bulunmasına izin verilebilir.

Sağlıklı çocuk her zaman uslu çocuk değildir.

Bazen kızar.

Bazen itiraz eder.

Bazen ebeveyninden farklı düşünür.

Bazen yanlış karar verir.

Kişiliğin gelişmesi için çocuğun yalnızca toplumla uyumlu olmayı değil, kendi içinden gelen şeyi fark etmeyi de öğrenmesi gerekir.

Amaç başkalarını hiç dikkate almayan bir çocuk yetiştirmek değil; uyum sağlarken kendisini tamamen kaybetmeyen bir bireyin gelişmesine alan açmaktır.

Cevap Ver

Henüz onaylanmış yorum yok.

Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.

Google ile Giriş Yap