“Harika yaptın!”
“Sen zaten çok zekisin.”
“Benim çocuğum her şeyi başarır.”
“Muhteşem olmuş.”
Çocuğumuz bir resim yaptığında, okuldan iyi bir notla geldiğinde ya da kendi başına bir işi başardığında onu övmek oldukça doğal olabilir. Ebeveyn olarak çocuğun kendisini iyi hissetmesini, cesaretlenmesini ve kendine güvenmesini isteriz.
Hatta bazen çocuk üzülmesin diye yaptığı şey çok başarılı olmasa bile:
“Harika olmuş!” diyebiliriz.
Bunun arkasında çoğunlukla iyi bir niyet vardır:
“Çocuğum kendisini değerli hissetsin.”
Fakat burada önemli bir ayrım vardır.
Çocuğun sık sık övülmesi ile çocuğun gerçekten kendisine güvenmeye başlaması aynı şey değildir.
Özgüven yalnızca çocuğun kendisi hakkında olumlu şeyler duymasıyla oluşmaz. Çocuğun kendi becerilerini deneyimleyebilmesi, hata yapabilmesi, bazı şeyleri kendi başına başarabilmesi, başarısız olduğunda değerinin değişmediğini görebilmesi ve ailesinin yanında kendisi olarak kabul edildiğini hissedebilmesi de önemlidir.
Bu nedenle asıl soru:
“Çocuğumu ne kadar övmeliyim?” sorusundan biraz daha geniştir.
Belki de sormamız gereken soru şudur:
“Çocuğum kendi değerini ve yapabileceklerini nasıl deneyimliyor?”
Özgüven Yalnızca Başarılı Olmak Değildir
Özgüven denildiğinde bazen aklımıza oldukça dışa dönük bir çocuk gelir.
Sınıfta parmak kaldıran...
Topluluk önünde rahat konuşan...
Arkadaşlarıyla kolay iletişim kuran...
Yarışmalara katılan...
Yeni ortamlara hemen giren...
Ancak her çekingen çocuk özgüvensiz olmadığı gibi her girişken çocuk da güçlü bir özgüvene sahip değildir. Özgüvenin önemli parçalarından biri, çocuğun kendisini yalnızca başarıları üzerinden değerlendirmemesidir.
Çocuk zaman içerisinde şunu hissedebilmelidir:
“Bazı şeyleri iyi yapıyorum, bazı şeylerde zorlanıyorum ama bütün bunlardan bağımsız olarak değerliyim.”
Bu ayrım önemlidir. Çünkü çocuğun değeri sürekli performansıyla ilişkilendirilirse çocuk farkında olmadan şu sonuca ulaşabilir:
“Başarılı olduğumda değerliyim.”
“İyi not aldığımda annem benimle gurur duyuyor.”
“Kazandığımda babam mutlu oluyor.”
“Başarısız olduğumda hayal kırıklığı yaratıyorum.”
Böyle bir çocuk dışarıdan oldukça başarılı görünmesine rağmen başarısızlığa karşı son derece hassas olabilir.
Çünkü artık kaybettiği şey yalnızca bir yarışma değildir. Kendi değer duygusu da tehdit altında hissedilebilir.
Çocuk Kendisi Olduğu İçin Değerli Olduğunu Hissetmelidir
Bir çocuğun ailesi içerisinde yaşayabileceği en önemli deneyimlerden biri, başkalarıyla sürekli karşılaştırılmadan kendisi olduğu için kabul edildiğini hissedebilmesidir.
Bu, çocuğun yaptığı her davranışın kabul edilmesi anlamına gelmez.
Çocuk yanlış davranabilir.
Kurallara uymayabilir.
Kardeşine vurabilir.
Ödevini yapmayabilir.
Bir sınavdan düşük not alabilir.
Bütün bunlara ebeveynin müdahale etmesi gerekebilir. Ancak davranış ile çocuğun değeri birbirinden ayrılabilir.
“Bu yaptığın doğru değildi.” demekle:
“Sen zaten sorumsuz bir çocuksun.” demek aynı şey değildir.
İlkinde davranış değerlendirilir. İkincisinde ise çocuğun kimliği tanımlanır.
Çocuk tekrar tekrar:
“Sen tembelsin.”
“Sen beceriksizsin.”
“Sen zaten dikkatsizsin.” gibi ifadeler duyduğunda, zaman içerisinde bunları yalnızca ebeveyninin söylediği cümleler olarak değil, kendisini tanımlayan özellikler olarak algılayabilir.
Bu nedenle özgüveni desteklemenin yollarından biri, çocuğun davranışını değerlendirirken kişiliğini etiketlememektir.
Sürekli Övmek Özgüveni Artırır mı?
Övgü kendi başına kötü değildir. Çocuğun başarısını fark etmek, sevincini paylaşmak ve emeğini görmek ilişkinin doğal bir parçasıdır. Sorun, çocuğun yaptığı hemen her şeyin değerlendirilmesi gerektiğinde ortaya çıkabilir.
Çocuk bir resim yapıyor:
“Muhteşem!”
Oyuncaklarını topluyor:
“Aferin!”
Bir soruyu çözüyor:
“Sen çok zekisin!”
Yemeğini yiyor:
“Harikasın!”
Bu durumda çocuk zaman içerisinde yaptığı şeyin kendisine nasıl hissettirdiğine değil, yetişkinin vereceği tepkiye daha fazla odaklanabilir.
Resmini bitirdiğinde:
“Ben bunu sevdim mi?” yerine:
“Annem beğendi mi?” sorusunu sormaya başlayabilir.
Burada ince fakat önemli bir fark vardır.
Özgüven yalnızca dışarıdan gelen olumlu değerlendirmelerle değil, çocuğun giderek kendi değerlendirmesini oluşturabilmesiyle de ilişkilidir.
Bu nedenle bazen hemen:
“Harika olmuş!” demek yerine:
“Bunu yapmak için uzun süre uğraştığını gördüm.”
“Bu kısmı özellikle ayrıntılı yapmışsın.”
“Bunu bitirdiğinde nasıl hissettin?” gibi ifadeler kullanılabilir.
Böylece odak yalnızca yetişkinin verdiği nota değil, çocuğun kendi deneyimine de döner.
“Sen Çok Zekisin” Demek Her Zaman Yardımcı Olmayabilir
Ebeveynlerin çocuklarını olumlu özelliklerle tanımlaması oldukça anlaşılırdır.
“Çok zekisin.”
“Çok yeteneklisin.”
“Sen en iyisisin.”
Ancak çocuk kendisini sürekli bu tanımlamalar üzerinden görmeye başladığında, o kimliği kaybetmekten de korkabilir.
Örneğin sürekli “çok zeki” olduğu söylenen bir çocuk zor bir soruyla karşılaştığında:
“Bunu yapamazsam demek ki zeki değilim.” diye düşünebilir.
Böylece zorlanmak öğrenmenin doğal bir parçası olmaktan çıkar ve benlik algısına yönelik bir tehdide dönüşebilir.
Çocuk yeni şeyler denemekten kaçınabilir.
Kolay yapabildiği alanlarda kalabilir.
Başarısız olabileceği etkinliklerden uzak durabilir.
Oysa özgüven:
“Ben her şeyi yapabilirim.” düşüncesi değildir.
Daha gerçekçi bir özgüven:
“Bunu henüz yapamıyor olabilirim ama deneyebilirim.” duygusuna daha yakındır.
Çocuğun Bir Şeyi Kendisinin Yapmasına İzin Vermek
Özgüven yalnızca konuşarak kazandırılamaz. Çocuğun kendi kapasitesini deneyimlemesi gerekir.
Ayakkabısını bağlamaya çalışan bir çocuk düşünelim.
Ebeveyn acele ediyor ve hemen:
“Ver, ben yapayım.” diyor.
Çocuğun çantasını ebeveyn hazırlıyor.
Odası ebeveyn tarafından toplanıyor.
Arkadaşıyla sorun yaşadığında ebeveyn hemen diğer çocuğun ailesini arıyor.
Ödevini unuttuğunda ebeveyn okula götürüyor.
Bütün bunlar tek tek bakıldığında oldukça küçük yardımlar gibi görünebilir. Ancak yardım çocuğun yapabileceği alanları sürekli daraltıyorsa farklı bir mesaj ortaya çıkabilir:
“Benim yerime birinin yapmasına ihtiyacım var.”
Çocuğun kendisine güvenebilmesi için zaman zaman:
“Ben yaptım.” deneyimini yaşaması gerekir.
Bu nedenle yaşına uygun sorumluluklar önemlidir.
Başlangıçta yetişkin yardım edebilir.
Sonra birlikte yapılabilir.
Zaman içerisinde yetişkin geri çekilebilir. Amaç çocuğu yalnız bırakmak değil, yapabileceği şeyi onun yerine yapmamaktır.
Hata Yapmasına İzin Vermek de Özgüveni Destekler
Çocuğun özgüvenini korumak isteyen ebeveyn bazen onun başarısız olmasını da engellemeye çalışabilir.
Çocuk yarışmayı kaybetmesin.
Ödevini unutmasın.
Yanlış cevap vermesin.
Arkadaşı tarafından reddedilmesin.
Üzülmesin.
Hayal kırıklığı yaşamasın.
Ancak çocuk yaşamın içerisinde kaçınılmaz olarak bunlarla karşılaşacaktır.
Bir gün oyunu kaybedecektir.
Bir arkadaşı onunla oynamak istemeyecektir.
Sınavdan beklediğinden düşük not alacaktır.
Bir şeyi çok istemesine rağmen başaramayacaktır.
Özgüven çocuğu bütün bu deneyimlerden koruyarak değil, bunlarla karşılaştığında yeniden toparlanabileceğini deneyimlemesine fırsat vererek de gelişebilir. Çocuk düştüğünde her seferinde yetişkin kaldırıyorsa kendi başına kalkabildiğini keşfetmesi zorlaşır.
Burada ebeveynin görevi:
“Hiç düşmeyeceksin.” demek değildir.
Daha çok:
“Düştüğünde yanında olacağım ama yeniden kalkabileceğine de inanıyorum.” mesajını verebilmektir.
Çocuğu Başka Çocuklarla Kıyaslamak
Özgüveni zorlayabilecek önemli ebeveyn davranışlarından biri kıyaslamadır.
“Bak arkadaşın ne güzel okuyor.”
“Ablan senin yaşındayken odasını kendisi toplardı.”
“Kardeşin senden daha sakin.”
“Kuzenin sınavdan kaç aldı, sen kaç aldın?”
Ebeveyn bunu bazen çocuğu motive etmek amacıyla söyleyebilir.
Fakat çocuk bu cümleyi farklı duyabilir:
“Olduğum hâlim yeterli değil.”
Daha önemlisi, çocuk kendisini geliştirmek yerine sürekli başka insanlarla karşılaştırmayı öğrenebilir.
Böylece kendi gelişimini değerlendirmek için:
“Düne göre ne kadar ilerledim?” sorusuna değil:
“Diğerlerinden daha iyi miyim?” sorusuna ihtiyaç duyabilir.
Bu durumda başarı bile yeterince tatmin edici olmayabilir. Çünkü her zaman daha başarılı, daha hızlı veya daha yetenekli biri bulunabilir.
Çocuğun kendi güçlü ve geliştirmesi gereken yönlerini fark edebilmesi, sürekli başkalarıyla karşılaştırılmasından daha sağlıklı bir değerlendirme zemini oluşturabilir.
Ev Çocuğun Sürekli Yarışmak Zorunda Olmadığı Bir Yer Olabilir
Çocuk okulda zaten birçok değerlendirmeyle karşılaşır.
Notlar vardır.
Sınavlar vardır.
Yarışmalar vardır.
Arkadaş grupları vardır.
Sportif başarılar vardır.
Sosyal karşılaştırmalar vardır.
Evin de sürekli performansın değerlendirildiği bir alana dönüşmesi çocuk açısından yorucu olabilir. Aile ortamı, çocuğun başarısının görüldüğü kadar başarısızlığının da taşınabildiği bir yer olmalıdır.
Çocuk:
“Bugün kazanamadım.” dediğinde hemen:
“Daha fazla çalışsaydın kazanırdın.” demek yerine önce yaşadığı hayal kırıklığına alan açılabilir.
“Bunun için çok uğraştığın için kaybetmek seni üzmüş olabilir.” demek bazen çözüm vermekten daha değerlidir.
Çünkü çocuk böyle anlarda yalnızca nasıl başarılı olunacağını değil, başarısızlık karşısında kendisiyle nasıl ilişki kuracağını da öğrenmektedir.
Ebeveyn Kendi Beklentilerine de Bakabilir
Bazen çocuğun özgüveni hakkında konuşurken yalnızca çocuğa bakarız. Oysa ebeveynin beklentileri de önemlidir.
Çocuğumuzun başarılı olması bizim için ne ifade ediyor?
Düşük not aldığında neden bu kadar kaygılanıyoruz?
Çekingen olduğunda neden hemen değiştirmek istiyoruz?
Bir etkinlikte başarısız olduğunda neden onun kadar biz de üzülüyoruz?
Çocuğun başarısı bazen farkında olmadan ebeveynin kendi yeterlilik duygusuyla birleşebilir.
“Çocuğum başarılıysa iyi bir ebeveynim.” gibi örtük bir düşünce oluşabilir.
Bu durumda çocuğun performansı yalnızca ona ait olmaktan çıkar. Ebeveynin de kendi değerini değerlendirdiği bir alana dönüşebilir.
Çocuğun kendine ait güçlü yönlerini keşfedebilmesi için bazen ebeveynin kendi beklentileriyle çocuğun ihtiyaçlarını birbirinden ayırabilmesi gerekir.
Özgüvenli Çocuk Her Zaman Cesur Çocuk Değildir
Özgüvenli olmak korkmamak anlamına gelmez.
Çocuk yeni bir ortama girerken çekinebilir.
Sınıfta konuşmadan önce heyecanlanabilir.
Bir yarışmadan önce kaygılanabilir.
Yeni arkadaş edinirken zorlanabilir.
Önemli olan bu duyguların hiç ortaya çıkmaması değildir.
Çocuk:
“Şu anda korkuyorum ama deneyebilirim.” diyebiliyorsa bu da önemli bir gelişimdir.
Ebeveynin:
“Korkacak ne var?” demesi yerine:
“Yeni bir yere girmek seni biraz heyecanlandırmış gibi görünüyor.” demesi çocuğun kendi duygusunu anlamasına yardımcı olabilir.
Çocuk böylece korkunun utanılması gereken bir şey olmadığını ve korkarken de harekete geçebileceğini öğrenebilir.
Çocuğun Özgüvenini Desteklemek İçin Neler Yapılabilir?
Çocuğunuzu sürekli övmek yerine çabasını ve sürecini fark edebilirsiniz. “Harikasın” yerine “Bunun için gerçekten uğraştığını gördüm” demek bazen daha anlamlı olabilir.
Yaşına uygun işleri mümkün olduğunca kendisinin yapmasına fırsat verebilirsiniz. Yardım istediğinde yanında olmak ile henüz istemeden onun yerine yapmak arasında fark vardır.
Başarısız olduğunda hemen problemi çözmeye çalışmak yerine önce yaşadığı duyguyu anlamaya çalışabilirsiniz.
Başka çocuklarla kıyaslamak yerine kendi gelişimini fark etmesine yardımcı olabilirsiniz.
Hata yaptığında davranışını konuşabilir ancak kişiliğini etiketlemekten kaçınabilirsiniz.
Ve belki de en önemlisi, başarı göstermediği zamanlarda da onunla ilişkinizin değişmediğini hissettirebilirsiniz.
Çünkü çocuk için güçlü deneyimlerden biri şudur:
“Kazandığımda da kaybettiğimde de aynı ailenin içindeyim.”
Özgüven “Ben Her Şeyi Yapabilirim” Demek Değildir
Çocuklarda özgüven yalnızca olumlu cümlelerle oluşturulabilecek bir özellik değildir.
Çocuk zaman içerisinde kendi becerilerini deneyerek, hata yaparak, yeniden deneyerek, yaşına uygun sorumluluklar alarak ve ailesinin yanında performansından bağımsız biçimde değerli olduğunu hissederek kendisine ilişkin daha sağlam bir algı geliştirebilir.
Bu nedenle amaç çocuğun sürekli:
“Ben mükemmelim.” demesini sağlamak değildir.
Daha gerçekçi ve dayanıklı bir özgüven:
“Her şeyi yapamayabilirim. Bazen hata yapabilirim. Bazı konularda zorlanabilirim. Ama öğrenebilirim, yeniden deneyebilirim ve bütün bunlar benim değerimi ortadan kaldırmaz.” duygusuna yaklaşabilmektir.
Çocuğun özgüveninin temellerinden biri de belki tam olarak burada oluşur: Başarılı olduğunda alkışlanan değil, başarısız olduğunda da değerli kalabildiğini hisseden bir çocuk olmak.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap