Her ebeveyn çocuğunun kendine güvenen bir birey olmasını ister. Topluluk içinde konuşabilsin, yeni şeyler deneyebilsin, hata yaptığında hemen vazgeçmesin ve büyüdüğünde kendi kararlarını verebilsin…
Bu nedenle çocuklara sık sık “Sen yaparsın”, “Kendine güven”, “Korkmana gerek yok” gibi cümleler söyleriz.
Ancak özgüven yalnızca çocuğa cesaret veren cümleler söylemekle gelişmez.
Psikodinamik bakış açısından özgüvenin daha derinde bir temeli vardır: güvenilir bir çevrede büyümek.
Winnicott, çocuğun gelişiminin başlangıçta çevreye çok güçlü biçimde bağlı olduğunu söyler. Bebek büyüdükçe bu bağımlılık giderek azalır; ancak bağımsızlaşabilmenin temelinde önce yeterince güvenilir bir ilişki deneyimlemek vardır.
Çocuk Önce Başkasına Güvenir, Sonra Kendisine
Yeni doğmuş bir bebeğin kendi ihtiyaçlarını karşılaması mümkün değildir. Acıktığında beslenmeye, korktuğunda sakinleştirilmeye, rahatsız olduğunda bakım verene ihtiyaç duyar.
Bu ihtiyaçlar yeterince tutarlı şekilde karşılandığında çocuk yalnızca “annem geliyor” diye öğrenmez.
Daha derinde şu deneyim oluşmaya başlar:
“İhtiyaçlarım fark edilebilir.”
“Zorlandığımda tamamen yalnız değilim.”
“Dünya bütünüyle kontrolsüz bir yer değil.”
Zaman içerisinde dışarıdaki güvenilirlik çocuğun iç dünyasında da bir güven duygusuna dönüşür.
Çocuk yürümeye başlar.
Biraz uzaklaşır.
Annesine bakar.
Tekrar yaklaşır.
Sonra yeniden keşfetmeye gider.
Bu küçük hareket aslında bağımsızlığın temel modelidir.
Çocuğun uzaklaşabilmesi için önce dönebileceği bir yer olduğundan emin olması gerekir.
Özgüven Çocuğun Her Şeyi Tek Başına Yapması Değildir
Bazen özgüvenli çocuk yetiştirmek adına çocuğun çok erken yaşta kendi başına kalması gerektiği düşünülebilir.
Oysa Winnicott'ın yaklaşımında bağımsızlık bir anda ortaya çıkmaz.
Başlangıçtaki yoğun bağımlılık, yavaş yavaş göreli bağımlılığa ve ardından daha fazla özerkliğe dönüşür. Çocuğun ihtiyacı, onu birdenbire kendi başına bırakmak değil; gelişimine uygun biçimde desteğin azaltılmasıdır.
Örneğin ayakkabısını bağlamayı öğrenen bir çocuk düşünelim.
Anne her seferinde onun yerine bağlarsa çocuk deneme fırsatı bulamaz.
Ama “Artık büyüdün, kendin yap” diyerek tamamen çekilmek de çocuk için zorlayıcı olabilir.
Daha sağlıklı olan, başlangıçta yardım etmek, sonra yalnızca gerektiği kadar destek vermek ve çocuk yapabildikçe geri çekilmektir.
Hata Yapmak Özgüveni Bozmaz
Çocukların kendine güvenebilmesi için sürekli başarılı olması gerekmez.
Tam tersine, hata yaptığında dünyanın başına yıkılmadığını görmek önemlidir.
Oyunu kaybedebilir.
Bir soruyu yanlış cevaplayabilir.
Bisikletten düşebilir.
Arkadaşıyla tartışabilir.
Bütün bunların ardından yeniden deneyebilmesi, zamanla içsel bir dayanıklılık oluşturur.
Bu nedenle özgüvenin temelinde yalnızca başarı değil, başarısızlığa dayanabilme kapasitesi de vardır.
Özgüven çocuğun kendisine tekrar tekrar “Ben güçlüyüm” demesiyle oluşmaz.
Çocuk, uzun süre boyunca güvenilir insanların yanında yaşadıkça, ihtiyaçlarının fark edildiğini gördükçe ve zamanla kendi başına yapabileceği şeylere alan açıldıkça kendisine güvenmeye başlar.
Başlangıçta “Annem ve babam bana yardım edebilir” şeklinde kurulan güven, zaman içerisinde:
“Ben bununla baş edebilirim.” duygusuna dönüşebilir.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap