“Okula bırakıyorum, kapıda bana sarılıp ağlamaya başlıyor.”

“Ben başka odaya geçtiğimde peşimden geliyor.”

“Gece kendi yatağında yatmak istemiyor.”

“İşe giderken defalarca ‘Geri geleceksin değil mi?’ diye soruyor.”

“Anneannesinde birkaç saat bile kalmak istemiyor.”

Çocukların anne ve babalarından ayrılmak istememeleri özellikle küçük yaşlarda oldukça sık karşılaşılan bir durumdur. Çocuk için ebeveyn yalnızca sevdiği bir kişi değildir. Aynı zamanda korktuğunda, yorulduğunda, kendisini güvensiz hissettiğinde veya yabancı bir ortamla karşılaştığında yakınlık aradığı kişidir.

Bu nedenle ayrılık, yetişkin için birkaç saatlik sıradan bir durumken çocuk açısından çok daha güçlü bir duygusal anlam taşıyabilir.

Ebeveyn:

“Ben iki saat sonra geleceğim.” dediğinde bunun geçici bir ayrılık olduğunu bilir.

Ancak özellikle küçük çocuk için asıl mesele çoğu zaman geçen süreden çok daha temeldir:

“Giden kişi gerçekten geri gelecek mi?”

Ayrılık kaygısını anlayabilmek için çocuğun yalnızca görünen davranışlarına değil, güvenlik duygusunun nasıl oluştuğuna ve ayrılığın onun dünyasında ne ifade ettiğine bakmak gerekir.

Çocuk Neden Anne Babasının Yanında Olmak İster?

Çocuk korktuğunda doğal olarak güvendiği kişiye yaklaşmak ister.

Yabancı bir ortam, yüksek bir ses, karanlık, yorgunluk, hastalık veya ebeveynin ulaşılmaz hale gelmesi çocuğun yakınlık arama ihtiyacını artırabilir.

Bu nedenle çocuk: annesinin kucağına çıkabilir, babasının elini bırakmak istemeyebilir, ebeveyni odadan çıktığında arkasından gidebilir, yabancı bir ortamda sürekli onu gözleriyle takip edebilir.

Bunlar yalnızca “alışkanlık” olarak değerlendirilmemelidir.

Bağlanma davranışı özellikle korku, yabancılık, yorgunluk veya bağlanılan kişiye ulaşılamadığı durumlarda daha güçlü hale gelebilir. Güven veren kişi yeniden ulaşılabilir olduğunda ise çocuk genellikle daha rahat hareket etmeye başlayabilir.

Bu açıdan çocuğun ebeveynine yaklaşması çoğu zaman bir güvenlik arayışıdır.

Ayrılık Sırasında Neden Bu Kadar Yoğun Tepki Verebilir?

Bazı çocuklar ebeveyninden ayrılırken oldukça yoğun tepkiler gösterebilir.

Ağlama, bağırma, kapıya koşma, ebeveyne sıkıca sarılma, gitmesine izin vermemeye çalışma, peşinden gitme, öfke gösterme...

Bu davranışlar yetişkin açısından bazen aşırı görünebilir.

“Alt tarafı iki saat ayrı kalacağız.” diye düşünülebilir.

Fakat küçük çocuk için bağlandığı kişinin uzaklaşması, onun yeniden yakınlığı kurmak için harekete geçmesine neden olabilir.

Ayrılık yaşayan küçük çocuklarla yapılan gözlemlerde ilk tepkinin çoğu zaman güçlü bir protesto ve yeniden bulma çabası olduğu görülmüştür. Çocuk ağlayabilir, kaybettiği kişiyi arayabilir ve onun geri döneceğini bekleyebilir.

Dolayısıyla çocuğun kapıda ağlaması yalnızca:

“Okula gitmek istemiyorum.” anlamına gelmeyebilir.

Bazen daha derindeki mesaj:

“Senden ayrılmak istemiyorum ve yeniden geleceğinden emin olmaya ihtiyacım var.” olabilir.

Protestodan Sessizliğe: Çocuğun Tepkisi Değişebilir

Ayrılık uzadığında çocuğun davranışı aynı biçimde devam etmeyebilir.

Başlangıçta çok güçlü biçimde ağlayan çocuk bir süre sonra sakinleşebilir.

Bu durum yetişkinleri rahatlatabilir:

“Bak alıştı.”

Ancak sakinleşme her zaman iç dünyada ayrılığın tamamen çözüldüğü anlamına gelmez.

Ayrılığın ilk dönemindeki yoğun protestonun ardından çocukta daha sessiz bir dönem görülebilir. Kaybettiği kişiyi beklemeye devam ederken geri geleceğine ilişkin umudu azalabilir ve çocuk giderek daha içine kapanık görünebilir.

Bu nedenle yalnızca:

“Ağlamayı bıraktı mı?” sorusuna bakmak yeterli değildir.

Çocuğun genel davranışları da izlenmelidir.

Daha sessiz mi oldu?

Oyuna ilgisi değişti mi?

Geceleri daha huzursuz mu?

Daha fazla yapışıyor mu?

Duygularını eskisi kadar göstermiyor mu?

Çocuk bazen kaygısını gürültülü biçimde değil, sessizlikle de gösterebilir.

Ebeveyn Geri Geldiğinde Çocuk Neden Öfkelenebilir?

Ayrılık sonrası en şaşırtıcı davranışlardan biri çocuğun ebeveyne öfkelenmesidir.

Anne veya baba geri geldiğinde çocuk hemen sarılmayabilir.

Yüzünü çevirebilir.

Konuşmak istemeyebilir.

Oyuncağını fırlatabilir.

“Git!” diyebilir.

Bir yandan ebeveyninden ayrılmak istemezken diğer yandan geri geldiğinde onu reddedebilir.

Bu çelişki yetişkin tarafından:

“Beni özlememiş.” veya

“Bana kızdığı için böyle yapıyor.” şeklinde yorumlanabilir.

Oysa çocuk için sevgi ve öfke aynı anda bulunabilir.

Bağlanılan kişinin kaybolması çocukta yalnızca özlem değil, öfke de uyandırabilir. Ayrılıktan sonra yeniden karşılaşma sırasında yapışma, reddetme veya kızgınlık gibi karmaşık tepkiler ortaya çıkabilir.

Çocuğun mesajı bazen şuna benzer:

“Seni çok özledim ama beni bırakıp gittiğin için sana çok kızgınım.”

Bu iki duygu birbirini dışlamak zorunda değildir.

Bazı Çocuklar Neden Ayrılığa Daha Hassastır?

Her çocuk aynı ayrılık karşısında aynı tepkiyi göstermez.

Bir çocuk ilkokul gününde kısa süre ağlayıp sınıfa girerken başka bir çocuk haftalar boyunca ayrılmakta zorlanabilir.

Bunun tek bir nedeni yoktur.

Çocuğun yaşı, mizacı, önceki ayrılık deneyimleri, aile ilişkileri, evdeki güven duygusu, ebeveynlerin ayrılık sırasındaki davranışları, yakın zamanda yaşanan kayıplar gibi birçok unsur etkili olabilir.

Özellikle çocuk daha önce uzun süreli veya beklenmedik ayrılıklar yaşamışsa sonraki ayrılıklara karşı daha hassas hale gelebilir.

Çünkü çocuk açısından mesele yalnızca:

“Annem şimdi gidiyor.” değildir.

Geçmişteki deneyimleri nedeniyle:

“Gittiğinde geri dönmeyebilir.” korkusu da ortaya çıkabilir.

“Gidiyorum, Bir Daha Gelmem” Demek Neden Sorunlu Olabilir?

Bazen ebeveynler çocuğun davranışını durdurmak için istemeden ayrılık korkusunu kullanabilir.

“Böyle yaparsan giderim.”

“Beni üzmeye devam edersen seni burada bırakırım.”

“Uslu durmazsan eve gelmem.” gibi cümleler kısa vadede çocuğun davranışını durdurabilir.

Fakat çocuğun en temel güvenlik alanlarından birini tehdit eder:

Bağlandığı kişinin ulaşılabilirliğini.

Özellikle ayrılığa hassas bir çocuk için bu tür ifadeler yalnızca disiplin cümlesi olarak kalmayabilir.

Çocuk bunu gerçek bir ihtimal olarak düşünebilir.

“Annem gerçekten gider mi?”

“Beni bırakabilir mi?”

“Uslu olmazsam beni sevmez mi?”

Bu nedenle ebeveynin ilişkiyi veya ayrılığı bir tehdit aracı olarak kullanmaması önemlidir.

Kreşe veya Okula Başlarken Ayrılık Neden Zorlaşabilir?

Okula veya kreşe başlamak çocuk için birkaç değişikliği aynı anda içerir.

Yeni bir ortam, tanımadığı yetişkinler, yeni çocuklar, farklı kurallar ve en önemlisi: ebeveynden ayrılmak.

Yetişkin için okul güvenli ve tanıdık bir kurumdur.

Çocuk içinse ilk günlerde tamamen yabancı bir yer olabilir.

Yabancılık ve belirsizlik yakınlık arama ihtiyacını artırabileceğinden çocuk ebeveynden ayrılmaya daha güçlü biçimde direnebilir.

Bu nedenle okul kapısındaki ağlamaya yalnızca:

“Okula alışamıyor.” şeklinde bakmak yerine:

“Yeni bir ortamda güvende hissetmeye çalışıyor.” perspektifi de eklenebilir.

Gizlice Gitmek Daha mı İyi?

Çocuk ağlamasın diye bazı ebeveynler fark ettirmeden ortamdan ayrılmayı tercih edebilir.

Çocuk oyun oynarken anne sessizce çıkar.

Kısa vadede ayrılık sahnesi yaşanmaz.

Ancak çocuk dönüp baktığında ebeveyninin ortadan kaybolduğunu fark eder.

Bu durum özellikle ayrılık konusunda hassas çocuklarda belirsizliği artırabilir.

Çocuk bundan sonra:

“Annem yanımdayken bile bir anda kaybolabilir.” diye daha fazla kontrol etmeye başlayabilir.

Bu nedenle mümkün olduğunca açık ve öngörülebilir ayrılıklar daha güven verici olabilir:

“Şimdi işe gidiyorum.”

“Sen öğretmeninle kalacaksın.”

“Öğleden sonra seni almaya geleceğim.”

Ardından gerçekten geri gelmek, çocuğun zaman içerisinde önemli bir deneyim kazanmasını sağlar:

İnsanlar gider ve yeniden gelir.

Çocuk Sürekli “Geleceksin Değil mi?” Diye Soruyorsa

Bazı çocuklar ayrılık öncesinde sürekli güvence arar.

“Kesin geleceksin değil mi?”

“Beni unutmazsın değil mi?”

“Kaçta geleceksin?”

“Geç kalmayacaksın değil mi?”

Ebeveyn cevap verir.

Beş dakika sonra çocuk aynı şeyi yeniden sorar.

Burada çocuk çoğu zaman bilgi aramıyordur.

Çünkü cevabı zaten almıştır.

Aradığı şey güvence hissidir.

Ancak kaygı yükseldiğinde bir kez verilen cevap yeterince uzun süre rahatlatmayabilir.

Bu nedenle soruyu tekrarlar.

Böyle durumlarda yalnızca:

“Kaç kere söyleyeceğim, geleceğim.” demek yerine alttaki duyguyu görmek daha yararlı olabilir:

“Benim geri gelmem konusunda endişelendiğini fark ediyorum.”

Bu, çocuğun deneyimini yalnızca davranış düzeyinde değil duygusal düzeyde de anlamlandırmasına yardımcı olabilir.

Gece Ayrı Uyumak Neden Zorlaşabilir?

Gece, ayrılık kaygısının daha görünür hale geldiği zamanlardan biri olabilir.

Gündüz çocuk oyun oynar.

İnsanlar vardır.

Ses vardır.

Etkinlik vardır.

Gece ise ortam sessizleşir.

Çocuk yatağında yalnız kalır.

Bu nedenle:

“Yanımda yat.”

“Kapıyı kapatma.”

“Sen uyumadan ben uyumam.” gibi talepler ortaya çıkabilir.

Özellikle çocuk yakın zamanda hastalık, ölüm, ayrılık veya aile içinde önemli bir değişiklik yaşamışsa gece kaygısı daha fazla hissedilebilir.

Burada yalnız uyuma davranışına geçmek kadar, çocuğun neyden korktuğunu anlamak da önemlidir.

“Tek başına uyumak istemiyor.” ifadesinin altında bazen:

“Annem ben uyurken ortadan kaybolabilir.” korkusu bulunabilir.

Çocuğun Her Ayrılık Talebine Boyun Eğmek Gerekir mi?

Çocuğun ayrılık kaygısını anlamak, her durumda ebeveynin yanında kalması gerektiği anlamına gelmez.

Çünkü çocuk gelişirken kısa ve güvenli ayrılıkları deneyimlemeye de ihtiyaç duyar.

Amaç:

“Hiç ayrılmayalım.” değil,

“Ayrılığı taşıyabileceği kadar güvenli hale getirelim.” olmalıdır.

Örneğin: önce kısa süreli ayrılıklar, tanıdığı kişilerle kalma, gidileceğinin önceden söylenmesi, ne zaman dönüleceğinin yaşına uygun biçimde açıklanması, dönüş sözünün mümkün olduğunca tutulması çocuğun ayrılığı daha yönetilebilir deneyimlemesine yardımcı olabilir.

Çocuk zaman içinde yalnızca ebeveynin yanında güvende olmayı değil, ebeveyn geçici olarak yanında olmadığında da ilişkinin devam ettiğini öğrenmeye başlar.

Ebeveynin Kaygısı Çocuğu Etkileyebilir mi?

Ayrılık bazen yalnızca çocuk için zor değildir.

Ebeveyn de zorlanabilir.

Çocuğunu okulda bırakan anne:

“Acaba ağlıyor mu?” diye sürekli düşünebilir.

Kapıdan çıkarken defalarca geri dönebilir.

Vedalaşmayı uzatabilir.

Çocuğun üzüldüğünü görünce ayrılığı iptal edebilir.

Çocuk ise yetişkinlerin yüz ifadelerini ve davranışlarını oldukça dikkatli takip eder.

Ebeveynin:

“Burada güvendesin, ben geri geleceğim.” demesine rağmen yüzünde yoğun bir endişe varsa çocuk söylenen kelimeden çok bu duygusal işareti algılayabilir.

Bu nedenle ayrılık sürecinde yetişkinin de kendi kaygısının farkında olması önemlidir.

Ayrılık Kaygısı Ne Zaman Dikkatle Değerlendirilmelidir?

Çocukların ebeveynlerinden zaman zaman ayrılmak istememesi tek başına psikolojik bir bozukluk anlamına gelmez.

Özellikle küçük yaşlarda ve yeni ortamlarda ayrılık tepkileri gelişimsel olarak anlaşılabilir olabilir.

Ancak kaygı çocuğun yaşına ve gelişimine göre çok yoğun hale geliyor ve günlük yaşamını belirgin biçimde sınırlandırıyorsa daha yakından değerlendirmek gerekebilir.

Örneğin çocuk: uzun süredir okula gidemiyorsa, ebeveynden birkaç dakika bile ayrı kalamıyorsa, ebeveyninin başına sürekli kötü bir şey geleceğini düşünüyorsa, gece uyku düzeni ciddi biçimde bozulduysa, evden çıkmak istemiyorsa, sürekli güvence arıyorsa, yaşına uygun sosyal etkinliklerden uzaklaşıyorsa yalnızca çocuğu ayrılmaya zorlamak yerine kaygının altında ne bulunduğuna bakmak yararlı olabilir.

Ayrılık Çocuk İçin Yalnızca Uzaklaşmak Değildir

Bir yetişkin için:

“Annem birazdan gelecek.” düşüncesi kolaydır.

Çocuk ise bunu yaşayarak öğrenir.

Ebeveyni gider.

Çocuk bekler.

Ebeveyni geri gelir.

Bu deneyim tekrarlandıkça çocuk yavaş yavaş önemli bir şey öğrenebilir:

Ayrılık her zaman kaybetmek anlamına gelmez.

Bu nedenle ayrılık kaygısı yaşayan çocuğun davranışını yalnızca:

“Bana çok bağımlı.”

“Şımarıklık yapıyor.”

“Beni bırakmıyor.” şeklinde değerlendirmek eksik kalabilir.

Bazen çocuğun davranışının altında çok daha temel bir soru bulunur:

“Sen benden uzaklaşsan bile hâlâ benim için orada olacak mısın?”

Çocuğun ihtiyacı hiçbir zaman ayrılık yaşamamak değil; ayrılığın güvenli biçimde yaşanabileceğini, bağlandığı kişinin yeniden gelebileceğini ve ilişkisinin geçici uzaklıklara dayanabildiğini zaman içerisinde deneyimleyebilmektir.

Cevap Ver

Henüz onaylanmış yorum yok.

Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.

Google ile Giriş Yap