Çocuğum Dersin Başında Duramıyor: İsteksizlik mi, Dikkat Sorunu mu?

“Ödevin başına oturması ayrı bir sorun, oturduktan sonra devam etmesi ayrı.”

“Beş dakika çalışıyor, sonra su içmeye kalkıyor.”

“Kalemini arıyor, tuvalete gidiyor, başka şeylerle uğraşıyor.”

“Başında durmazsam hiçbir şey yapmıyor.”

“İstese yapar ama istemiyor gibi geliyor.”

Birçok aile için ödev saatleri günün en yorucu bölümüne dönüşebilir. Çocuk masaya oturur, birkaç soru çözer ve ardından kalkar. Bir ses duyar, kalemini aramaya başlar veya yapması gereken şeyi unutur.

Ebeveyn ise kendisini sürekli aynı cümleyi söylerken bulabilir:

“Hadi, dersine dön.”

Çocuğun dersin başında duramaması her zaman isteksizlik anlamına gelmez. Bazı çocuklar gerçekten ders yapmak istemeyebilir. Bazıları ise çalışmak istemesine rağmen başlamak, dikkatini sürdürmek, görevleri düzenlemek veya başladığı işi tamamlamak konusunda zorlanabilir.

Bu nedenle yalnızca “Çalışmıyor” demek yerine çocuğun dersin hangi aşamasında zorlandığına bakmak gerekir.

Ders çalışmak istememek ile dikkatini sürdürememek aynı şey midir?

Hayır. Ders çalışmak istememek ile çalışmaya başladığı hâlde dikkatini sürdürememek aynı durum değildir.

Bir çocuk:

“Bugün çok yoruldum.”

“Bu ödevi yapmak istemiyorum.”

“Arkadaşlarımla oynamak istiyorum.”

diyebilir. Bu durumda çocuk o anda ders yapmak istemediğinin farkındadır ve bunu ifade edebilir.

Dikkatini sürdürmekte zorlanan bir çocuk ise masaya gerçekten çalışmak amacıyla oturabilir. Hatta:

“Bu sefer hemen bitireceğim.”

diyebilir.

Fakat birkaç dakika sonra ne yapacağını unutabilir, başka bir düşünceye geçebilir veya küçük bir uyaranla görevden kopabilir. Ödeve geri dönmesi de düşündüğünden daha zor olabilir.

Bu durumda sorun her zaman “Ders yapmak istemiyor” değildir. Çocuk istediği hâlde dikkatini görev üzerinde yeterince sürdüremiyor olabilir.

Bununla birlikte bu ayrımı yalnızca tek bir davranışa bakarak yapmak mümkün değildir. Çocuğun hangi derslerde, hangi saatlerde ve hangi koşullarda zorlandığı birlikte değerlendirilmelidir.

Çocuk dersin başından neden sürekli kalkar?

Çocuğun ödev sırasında sürekli kalkmasının tek bir nedeni yoktur.

Ödev çocuğa fazla zor geliyor olabilir. Konuyu anlamamış olabilir. Nereden başlayacağını bilmiyor olabilir. Uzun bir çalışma süresi gözünde büyüyebilir. Yorulmuş, uykusuz veya aç olabilir.

Bazı çocuklar zorlandıklarını söylemek yerine görevden uzaklaşabilir:

“Su içeceğim.”

“Kalemimi bulamıyorum.”

“Tuvalete gideceğim.”

“Bir şey soracağım.”

Bu davranışlar bazen gerçekten ihtiyaçtan kaynaklanır. Bazen de çocuğun zorlayıcı görevden kısa süreliğine uzaklaşmasının bir yolu olabilir.

Dikkati kolay dağılan bir çocukta ise dışarıdan gelen küçük bir ses, masadaki bir oyuncak veya zihnine gelen başka bir düşünce görevden kopmasına yetebilir.

Bu nedenle yalnızca:

“Masada ne kadar oturdu?”

sorusuna bakmak yeterli değildir.

Daha önemli olan şudur:

“Masada oturduğu süre içerisinde görevini ne ölçüde sürdürebildi?”

Dikkatini sürdürmekte zorlanan çocukta neler görülebilir?

Dikkat güçlükleri her çocukta aynı biçimde ortaya çıkmaz. Bazı çocuklar masadan sürekli kalkarken bazıları fiziksel olarak masada kalır fakat zihinsel olarak dersten uzaklaşır.

Çocuk soruyu okuyabilir ancak ne okuduğunu hatırlamayabilir. Bir göreve başlayabilir fakat tamamlamadan diğerine geçebilir. Ödevini bitirebilir ancak çantasına koymayı unutabilir.

Bu davranışların her biri tek başına DEHB veya başka bir durum anlamına gelmez. Davranışların sıklığına, ne kadar süredir devam ettiğine ve çocuğun günlük yaşamını nasıl etkilediğine bakmak gerekir.

“Başında durursam yapıyor” ne anlama gelebilir?

Ebeveynlerin sık söylediği cümlelerden biri şudur:

“Ben yanında oturursam yapıyor.”

Bu durum bazen çocuğun tek başına çalışmak istemediği şeklinde yorumlanabilir. Ancak ebeveynin yanında bulunması çocuğa dışarıdan bir yapı sağlıyor da olabilir.

Ebeveyn:

“Önce ilk soruyu oku.”

“Şimdi işlemi yaz.”

“Bu bölüm bitince kısa bir ara vereceğiz.”

dediğinde çocuk ne yapacağını daha kolay takip edebilir.

Çocuk tek başına kaldığında ise yapılacak işleri sıraya koymakta ve kendi dikkatini yeniden göreve yöneltmekte zorlanabilir.

Burada güçlük konuyu bilmemek değil; çalışmayı başlatmak, planlamak ve sürdürmek olabilir.

Ebeveynin yanında olması kısa vadede yardımcı olabilir. Ancak bütün çalışmayı ebeveyn yönetirse çocuk zamanla yalnızca dışarıdan yönlendirildiğinde çalışmaya alışabilir. Bu nedenle desteğin çocuğun ihtiyacına göre aşamalı biçimde azaltılması önemlidir.

Oyuna dikkatini veren çocuk derste neden dağılabilir?

“Tablete bakarken hiçbir şeyi kaçırmıyor.”

“Sevdiği oyunun başında uzun süre kalıyor.”

“Legoyla oynarken dikkati hiç dağılmıyor.”

“Ders olunca beş dakika sonra kalkıyor.”

Bu durum ebeveyn açısından oldukça kafa karıştırıcı olabilir. Çocuğun sevdiği bir etkinlikte uzun süre kalabilmesi:

“Demek ki isterse dikkat ediyor.”

düşüncesini güçlendirebilir.

Ancak bütün görevler aynı dikkat yükünü oluşturmaz. Sevilen, hızlı geri bildirim veren ve çocuğun merakını canlı tutan bir etkinlikle; zorlayıcı, tekrarlı veya uzun süre zihinsel çaba gerektiren bir ödev aynı değildir.

Bu nedenle çocuğun oyuna odaklanabilmesi, ders sırasında kesinlikle dikkat güçlüğü yaşayamayacağı anlamına gelmez.

Daha yararlı sorular şunlardır:

“Dikkatini hangi etkinliklerde daha kolay sürdürüyor?”

“Hangi derslerde daha çabuk kopuyor?”

“Zorlanma görevin uzunluğuyla mı, içeriğiyle mi ilgili?”

“Birebir destek aldığında ne değişiyor?”

Bu sorular çocuğun dikkatinin hangi koşullarda zorlandığını anlamaya yardımcı olabilir.

Dikkatsiz hatalar neden tekrarlanabilir?

Çocuk konuyu biliyor olabilir. Birlikte çözdüğünüzde soruyu doğru yapabilir. Ancak ödev veya sınav sırasında:

  • Soruyu eksik okuyabilir.
  • İşlemin bir adımını atlayabilir.
  • İşareti yanlış görebilir.
  • Sayfadaki bazı soruları boş bırakabilir.
  • Cevabı bildiği hâlde yanlış seçeneği işaretleyebilir.
  • Kontrol etmeden diğer soruya geçebilir.

Ebeveyn bu durumda:

“Biliyorsun, neden yine yanlış yaptın?”

diye sorabilir.

Çocuk ise gerçekten:

“Bilmiyorum.”

diyebilir.

Çocuğun aynı hatayı tekrar etmesi, mutlaka konuyu bilmediği veya umursamadığı anlamına gelmez. Bazen güçlük, öğrendiği bilgiyi kullanırken ayrıntıları takip etmekte ve görevin bütün adımlarını sürdürmekte olabilir.

Çocuğa yalnızca “Daha dikkatli ol” demek yerine kısa bir kontrol sırası oluşturulabilir:

  1. Soruyu tamamen oku.
  2. İstenen kısmın altını çiz.
  3. İşlemi yap.
  4. Cevabı işaretle.
  5. Son kez kontrol et.

Başlangıçta bu sırayı ebeveyn hatırlatabilir. Zamanla çocuğun listeyi kendi başına kullanması desteklenebilir.

Eşyaları kaybetmek yalnızca sorumsuzluk mudur?

“Silgisi yine kaybolmuş.”

“Kalem kutusunu okulda unutmuş.”

“Ödevini yaptı ama çantasına koymadı.”

“Defterini bulamıyor.”

Bu durumların tekrarlanması ebeveyn için yorucu olabilir. Bir süre sonra çocuk:

“Eşyalarına hiç sahip çıkmıyor.”

diye değerlendirilebilir.

Eşyaları kaybetmenin birçok nedeni olabilir. Yaşa uygun olmayan bir sorumluluk beklentisi, acelecilik, düzensiz bir ortam veya dikkat ve planlama güçlüğü bunlar arasında bulunabilir.

Çocuğu bütün sorumluluktan çıkarmak gerekmez. Ancak yalnızca “Bir daha unutma” demek de yeterli olmayabilir.

Dışarıdan destekleyici sistemler kullanılabilir:

  • Okul çantası için kısa bir kontrol listesi
  • Ödev bittikten sonra çantaya koyma rutini
  • Kalem ve defterler için sabit yerler
  • Kapının yanına hazırlanma alanı
  • Görünür bir haftalık ders planı

Amaç ebeveynin çocuğun bütün eşyalarını toplaması değildir. Çocuğun kendi düzenini kurmasına yardımcı olacak bir sistem oluşturmaktır.

Birden fazla yönergeyi neden unutabilir?

Ebeveyn:

“Odana git, pijamalarını giy, dişini fırçala, çantanı hazırla ve sonra gel.”

der.

Çocuk odasına gider. Bir oyuncağını görür ve onunla ilgilenmeye başlar.

Bir süre sonra ebeveyn:

“Ben sana ne demiştim?”

diye sorar.

Çocuk:

“Unuttum.”

cevabını verir.

Bu davranış bazen ebeveyni önemsememek veya söz dinlememek olarak yorumlanabilir. Ancak birden fazla adım içeren yönergeleri akılda tutmak bazı çocuklar için zor olabilir.

Yönerge daha kısa verilebilir:

“Önce pijamanı giy.”

Bu adım tamamlandığında:

“Şimdi dişini fırçala.”

denebilir.

Çocuk ilerledikçe iki veya üç adımı birlikte takip etmesi desteklenebilir. Amaç yönergeleri sürekli çocuğun yerine hatırlamak değil, kapasitesine uygun bir yapı sağlamaktır.

Ödev yapmamak her zaman DEHB belirtisi midir?

Hayır. Bir çocuğun ödev yapmak istememesi, masadan kalkması veya zaman zaman dikkatinin dağılması tek başına DEHB anlamına gelmez.

Benzer güçlüklerin farklı nedenleri olabilir:

  • Ödevin çocuğun seviyesine göre fazla zor olması
  • Konunun yeterince anlaşılmamış olması
  • Özgül öğrenme güçlüğü bulunması
  • Hata yapma veya başarısız olma kaygısı
  • Okulda yaşanan bir problem
  • Uyku düzeninin bozulması
  • Yoğun yorgunluk
  • Çalışma ortamındaki uyaranlar
  • Ders saatinin çocuk için uygun olmaması
  • Ekran kullanımından hemen sonra göreve geçmekte zorlanma
  • Çocuğun o gün gerçekten isteksiz olması

DEHB tek bir davranışa veya tek bir teste bakılarak değerlendirilmez. Belirtilerin farklı ortamlarda görülüp görülmediği, ne kadar süredir devam ettiği ve çocuğun okul, ev ya da sosyal yaşamını nasıl etkilediği incelenir.

Aile gözlemleri kadar öğretmenin geri bildirimi de önemlidir. Gerektiğinde uyku, kaygı, öğrenme güçlükleri, görme veya işitme gibi başka olasılıkların da değerlendirilmesi gerekebilir.

“Tembel” etiketi neden yeterli bir açıklama değildir?

“Çok zeki ama tembel.”

“Biraz istese yapacak.”

“İşine gelince her şeyi yapıyor.”

“Tembel” kelimesi çocuğun davranışını açıklıyor gibi görünür. Ancak çocuğun tam olarak nerede zorlandığı hakkında yeterli bilgi vermez.

Bunun yerine şu sorular sorulabilir:

  • Çalışmaya başlamakta mı zorlanıyor?
  • Başladıktan sonra dikkatini sürdüremiyor mu?
  • Görevin hangi bölümünde kopuyor?
  • Bir işle uğraşırken başka bir işe mi geçiyor?
  • Yapması gereken şeyi unutuyor mu?
  • Hata yapacağını düşündüğü için mi kaçınıyor?
  • Ödev seviyesine göre fazla zor mu?
  • Ne kadar çalışacağını bilmediği için mi başlamıyor?
  • Sadece belirli derslerde mi zorlanıyor?
  • Öğretmeni okulda da benzer bir durum gözlemliyor mu?

Bu sorular “Çocuğum tembel mi?” sorusundan daha fazla bilgi sağlar.

Çocuğu kişiliği üzerinden etiketlemek zamanla onun da kendisini aynı şekilde tanımlamasına yol açabilir:

“Ben zaten tembelim.”

“Ben ders yapamıyorum.”

“Ben çok dikkatsizim.”

Bunun yerine davranışı tanımlamak daha yararlı olabilir:

“Çalışmaya başlamakta zorlanıyorsun.”

“Uzun sorularda dikkatin daha çabuk dağılıyor.”

“Ödevini bitiriyorsun ama çantana koymayı unutuyorsun.”

Davranış açık biçimde tanımlandığında çözüm üretmek de kolaylaşır.

Ebeveynler ders çalışma sürecini nasıl destekleyebilir?

Her çocuk için işe yarayacak tek bir çalışma yöntemi yoktur. Çocuğun yaşı, dersin zorluğu, dikkat süresi ve öğrenme biçimi göz önünde bulundurulmalıdır.

Amaç çocuğu saatlerce masada tutmak değil, görevini giderek daha bağımsız biçimde planlayıp sürdürebilmesine yardımcı olmaktır.

Görevleri daha küçük parçalara ayırmak

“Bütün matematik ödevini bitir.”

ifadesi çocuk için oldukça büyük bir görev gibi görünebilir.

Bunun yerine:

“Önce ilk beş soruyu yapalım.”

“Bu sayfa bitince kısa bir ara verebilirsin.”

“İlk olarak hangi dersten başlamak istiyorsun?”

denebilir.

Uzun bir çalışma süresi yerine çocuğun yaşına ve kapasitesine uygun kısa bölümler planlanabilir. Araların süresi ve çalışma masasına dönüş zamanı önceden belirlenmelidir.

Önemli olan kullanılan sürenin herkes için aynı olması değil, çocuğun görevde kalabileceği gerçekçi aralığın bulunmasıdır.

Görsel plan ve kontrol listesi oluşturmak

Sözlü hatırlatmalar gün içinde defalarca tekrarlanabilir. Görsel bir plan, çocuğun ne yapacağını sürekli ebeveyne sormadan takip etmesine yardımcı olabilir.

Kısa bir ödev planı şöyle olabilir:

  1. Çantayı aç.
  2. Yapılacak ödevleri yaz.
  3. İlk dersi seç.
  4. Gerekli malzemeleri çıkar.
  5. Birinci bölümü tamamla.
  6. Kısa ara ver.
  7. Ödevi kontrol et.
  8. Tamamlanan ödevi çantaya koy.

Plan mümkün olduğunca kısa ve anlaşılır olmalıdır. Çok ayrıntılı bir liste, yardımcı olmak yerine yeni bir yük hâline gelebilir.

Çalışma ortamını sadeleştirmek

Dikkati kolay dağılan bir çocuk için masadaki oyuncaklar, telefon bildirimleri, açık televizyon veya odadaki hareketlilik etkili olabilir.

Çalışma alanında yalnızca o an gerekli olan malzemeler bulunabilir. Televizyon kapatılabilir ve telefon çalışma süresince başka bir yerde tutulabilir.

Her çocuk tamamen sessiz bir ortamda daha iyi çalışmayabilir. Bu nedenle amaç kusursuz bir çalışma odası oluşturmak değil, çocuğun dikkatini en fazla bölen uyaranları belirlemektir.

Çocuğa şu soru sorulabilir:

“Dikkatini burada en fazla ne bölüyor?”

Böylece çözüm yalnızca ebeveyn tarafından belirlenmez; çocuk da kendi çalışma düzenini tanımaya başlayabilir.

Ebeveyn desteğini aşamalı olarak azaltmak

Ebeveyn başlangıçta çocuğun plan oluşturmasına yardımcı olabilir:

“Bugün yapman gerekenleri birlikte yazalım.”

Daha sonra seçim çocuğa bırakılabilir:

“Hangisinden başlamak istiyorsun?”

Bir sonraki aşamada çocuk planı kendisi hazırlar, ebeveyn yalnızca gözden geçirir. Zamanla kontrol sayısı da azaltılabilir.

Bu geçiş bir anda gerçekleşmek zorunda değildir.

Verilmek istenen mesaj şudur:

“Sen yapamıyorsun, bu yüzden ben yaptırıyorum.”

değil:

“Bunu adım adım kendi başına yapmayı öğrenebilirsin.”

Eleştiri yerine açık yönlendirme kullanmak

“Dikkatini ver.”

yerine:

“Şimdi yalnızca bu üç soruya bakalım.”

“Yine dağıldın.”

yerine:

“Sorunun ikinci adımında kalmıştın.”

“Hiçbir şeyi bitirmiyorsun.”

yerine:

“İlk bölümü tamamladın. Şimdi ikinci bölüme geçebilirsin.”

“Sen çok dikkatsizsin.”

yerine:

“Bu soruda bir kısmı atlamışsın. Birlikte kontrol edelim.”

“Yine unuttun.”

yerine:

“Unutmamak için nasıl bir sistem oluşturabiliriz?”

denebilir.

Bu dil çocuğun sorumluluğunu ortadan kaldırmaz. Fakat yaşanan güçlüğü çocuğun kişiliğinin tamamına dönüştürmez.

Çocuğun ödevini ebeveyn mi yaptırmalıdır?

Bazı ailelerde ödev zamanla çocuğun değil, ebeveynin sorumluluğuna dönüşebilir.

Ebeveyn hangi ödevin yapılacağını bulur, gerekli malzemeleri hazırlar, çocuğa her adımı söyler ve tamamlanan ödevi çantaya yerleştirir.

Bu yaklaşım kısa vadede ödevin bitmesini sağlayabilir. Fakat çocuk çalışmasını yalnızca yetişkin yönlendirdiğinde sürdürebilir hâle gelebilir.

Diğer uçta ise çocuk zorlandığı hâlde ebeveynin tamamen geri çekilmesi bulunur.

Daha dengeli yaklaşım, çocuğun yapabildiği kısmı kendisine bırakmak ve yalnızca zorlandığı noktada ihtiyaç duyduğu kadar destek vermektir.

Örneğin ebeveyn planın hazırlanmasına yardım edebilir ancak soruları çocuk çözer. Başlangıç saatini hatırlatabilir ancak çalışma boyunca yanında oturmayabilir. Ödev bittiğinde çocuğa kontrol listesini gösterebilir ancak çantayı kendisi hazırlamaz.

Amaç ödevi kusursuz tamamlatmak değil, çocuğun çalışma sorumluluğunu gelişim düzeyine uygun biçimde taşımasını desteklemektir.

Ne zaman profesyonel değerlendirme düşünülebilir?

Her çocuk zaman zaman ödev yapmak istemeyebilir, eşyalarını unutabilir veya dikkatini kaybedebilir.

Ancak güçlükler uzun süredir devam ediyorsa ve çocuğun günlük yaşamını belirgin biçimde etkiliyorsa profesyonel değerlendirme düşünülebilir.

Özellikle şu durumlara dikkat edilebilir:

  • Ödevler düzenli olarak çok uzun sürüyorsa
  • Çocuk bildiği konularda sık sık dikkatsiz hata yapıyorsa
  • Başladığı işleri tamamlamakta belirgin güçlük yaşıyorsa
  • Eşyalarını çok sık kaybediyorsa
  • Birden fazla adımı bulunan yönergeleri sürekli unutuyorsa
  • Öğretmen de benzer dikkat güçlükleri gözlemliyorsa
  • Sorun yalnızca ödevde değil, günlük sorumluluklarda da görülüyorsa
  • Akademik güçlükler çocuğun özgüvenini veya aile ilişkilerini etkiliyorsa
  • Evde uygulanan düzenlemelere rağmen zorlanma devam ediyorsa

Değerlendirme yalnızca bir test sonucuna dayandırılmamalıdır. Çocuğun gelişim öyküsü, aile gözlemleri, öğretmen geri bildirimleri, akademik becerileri, uyku düzeni ve duygusal durumu birlikte ele alınabilir.

Gerekli durumlarda farklı uzmanlık alanlarından değerlendirme istenebilir. DEHB şüphesinde uygun sağlık uzmanlarına yönlendirme yapılması önemlidir. Çocuğun duygusal, davranışsal ve gelişimsel ihtiyaçları açısından çocuklarla oyun temelli psikolojik destek seçenekleri ayrıca değerlendirilebilir.

Asıl soru “Neden çalışmıyor?” değil, “Nerede zorlanıyor?” olabilir

Dersin başında duramayan bir çocukla yaşamak ebeveyn için gerçekten yorucu olabilir. Sürekli hatırlatmak, ödevlerin uzaması ve her akşam aynı çatışmanın yaşanması aile ilişkisini zorlayabilir.

Özellikle çocuk konuyu biliyor ve yapabilecek durumda görünüyorsa:

“İstese yapar.”

düşüncesi güçlenebilir.

Fakat bazı çocuklar için mesele yalnızca istemek değildir.

Çalışmaya başlamak, ne yapacağını planlamak, dikkatini sürdürmek, dış uyaranlardan sonra göreve geri dönmek, işi tamamlamak ve tamamladığı ödevi çantasına koymak ayrı ayrı zorlayıcı olabilir.

Bu nedenle çocuğa daha fazla baskı yapmadan önce şu sorular düşünülebilir:

“Tam olarak hangi aşamada zorlanıyor?”

“Bu güçlük ne zamandır devam ediyor?”

“Yalnızca ödev yaparken mi ortaya çıkıyor?”

“Öğretmeni de benzer bir durum gözlemliyor mu?”

“Görevi küçülttüğümüzde veya açık bir plan verdiğimizde ne değişiyor?”

Çocuğun zorlandığı noktayı anlamak, onu sorumluluktan çıkarmak değildir. Tam tersine, sorumluluğunu taşıyabilmesi için hangi desteğe ihtiyaç duyduğunu belirlemektir.

Bazen çocuk ders çalışmak istemediği için masadan kalkar. Bazen de masada kalmak, başladığı işi sürdürmek ve dağıldıktan sonra zihnini yeniden göreve getirmek onun için gerçekten daha fazla çaba gerektirir.

Cevap Ver

Henüz onaylanmış yorum yok.

Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.

Google ile Giriş Yap