DEHB Kendiliğinden Geçer mi? Çocuk Büyüdükçe Belirtiler Ne Olur?
“Büyüyünce geçer.”
“Ergenliğe girince sakinleşir.”
“Şimdi çocuk olduğu için böyle.”
“Okula alışınca düzelir.”
“Biraz daha olgunlaşsın, o zaman toparlar.”
DEHB belirtileri gösteren bir çocuk söz konusu olduğunda aileler çevrelerinden bu tür cümleleri sık duyabilir.
Özellikle çocuk küçükse:
“Zaten çocuk, büyüdükçe düzelir.” diye düşünmek oldukça kolaydır.
Gerçekten de çocuk büyüdükçe bazı davranışlar değişebilir.
Beş yaşındaki bir çocukla on beş yaşındaki bir genç aynı biçimde hareket etmez.
Ancak bu, DEHB belirtilerinin her çocukta kendiliğinden tamamen ortadan kalkacağı anlamına gelmez.
DEHB’nin yalnızca çocukluk dönemine özgü olmadığı; bazı çocuklarda belirtilerin ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde de devam edebilmektedir.
Bu nedenle asıl soru:
“Çocuk büyüyünce geçecek mi?” değil,
“Çocuk büyüdükçe belirtiler nasıl değişebilir ve hayatını nasıl etkileyebilir?” olmalıdır.
DEHB Sadece Çocuklukta mı Görülür?
Hayır.
DEHB denildiğinde çoğu insanın aklına küçük bir çocuk gelir.
Sınıfta yerinde duramayan,
sürekli konuşan,
sırasını bekleyemeyen,
ödevini unutan
bir çocuk düşünülebilir.
Fakat DEHB yalnızca çocukluk döneminde görülen bir durum değildir.
Çocuk büyüdükçe belirtilerin görünüş biçimi değişebilir.
Örneğin küçük çocukta:
koşma,
tırmanma,
yerinde duramama
daha belirginken, ergenlikte aynı güçlük daha farklı görünebilir.
Genç kişi:
uzun süre oturmaktan huzursuz olabilir,
sürekli bir işle uğraşma ihtiyacı hissedebilir,
dersin başında kalmakta zorlanabilir,
acele kararlar verebilir, sorumluluklarını unutabilir.
Çocuk Büyüdükçe Hareketlilik Azalabilir mi?
Bazı çocuklarda evet.
Örneğin altı yaşında sınıfta sürekli dolaşan bir çocuk düşünelim.
On beş yaşına geldiğinde artık sınıfın içinde koşmayabilir.
Bu durumda aile:
“Hiperaktivite geçti.” diye düşünebilir.
Fakat gencin yaşadığı güçlük tamamen ortadan kalkmamış olabilir.
Dışarıdan daha sakin görünür.
Ama içeride:
sürekli kıpırdanma,
yerinde uzun süre oturamama,
çabuk sıkılma,
bir şeyle meşgul olma ihtiyacı
devam edebilir.
Yani belirti aynı biçimde görünmek zorunda değildir.
Çocuk büyüdükçe davranış da yaşına uygun başka bir şekle dönüşebilir.
Bu nedenle yalnızca:
“Artık koltukların üzerinden atlamıyor.” diye bakmak yeterli değildir.
Daha önemli soru:
“Kendini düzenleme konusunda hâlâ zorlandığı alanlar var mı?” olabilir.
Dikkat Sorunları Büyüdükçe Daha mı Belirgin Hale Gelebilir?
Bazı çocuklarda böyle olabilir.
İlkokulun ilk yıllarında çocuk derslerde çok fazla zorlanmayabilir.
Öğretmeni yakından takip eder.
Ailesi ödevlerini kontrol eder.
Dersler daha kısa ve yapılandırılmıştır.
Bu nedenle dikkatle ilgili güçlükler bir süre fark edilmeyebilir.
Fakat yaş ilerledikçe beklentiler artar.
Çocuk artık:
daha uzun süre ders dinlemek,
kendi ödevini takip etmek,
sınav tarihlerini hatırlamak,
birden fazla dersi organize etmek,
uzun projeleri planlamak,
kendi çalışma düzenini oluşturmak
zorundadır.
Bu noktada daha önce çok belirgin olmayan güçlükler görünür hale gelebilir.
Çocuk:
“Eskiden böyle değildi.” denilen bir döneme girebilir.
Oysa sorun yeni ortaya çıkmamış olabilir.
Sadece çevrenin beklentileri arttığı için daha belirginleşmiş olabilir.
“İlkokulda Başarılıydı, Nasıl DEHB Olabilir?” Demek Doğru mu?
Her zaman değil.
Bazı çocuklar dikkat sorunları yaşasa bile akademik olarak uzun süre iyi gidebilir.
Özellikle:
öğrenme kapasitesi yüksekse,
aile çok fazla destekliyorsa,
öğretmen yakından takip ediyorsa,
derslerin yükü henüz sınırlıysa,
çocuk yaşadığı güçlüğü bir süre telafi edebilir.
Kitabın girişindeki örnekte de dikkat sorunları yaşayan kişinin okulun bazı dönemlerinde başarılı olabildiği, ancak derslerin ve kendi kendini organize etme gereksiniminin arttığı dönemlerde daha fazla zorlandığı görülüyor.
Bu nedenle:
“Notları iyi, o zaman dikkat sorunu olamaz.” sonucuna ulaşmak doğru değildir.
Önemli olan yalnızca sonuç değil, çocuğun o sonuca ulaşmak için ne kadar zorlandığıdır.
Ergenlikte DEHB Nasıl Görünebilir?
Ergenlikte tablo küçük çocukluk döneminden farklı olabilir.
Örneğin genç artık:
sınıfta koşup dolaşmıyor olabilir.
Ama dersleri son ana bırakabilir.
Sınav tarihlerini unutabilir.
Bir işe başlayıp yarım bırakabilir.
Sürekli eşya kaybedebilir.
Uzun süre ders çalışmakta zorlanabilir.
Konuşurken başkalarının sözünü kesebilir.
Ani kararlar verebilir.
Bir şey istediğinde sonucunu yeterince düşünmeden hareket edebilir.
Burada aile bazen:
“Artık büyüdü, neden hâlâ sorumluluk alamıyor?” diye düşünebilir.
Fakat yaşın büyümesi her becerinin aynı hızda geliştiği anlamına gelmez.
Çocuğun yaşından beklenen sorumluluklar arttıkça dikkat, planlama ve davranışı erteleme güçlükleri daha görünür hale gelebilir.
Ergenlikte “Tembellik” Gibi Görünebilir mi?
Evet, özellikle dikkat sorunları belirgin olduğunda.
Genç:
ödevini erteler,
odasını toplamaz,
sınava son gün çalışır,
plan yapar ama uygulamaz,
bir işe başlayıp sürekli başka şeye geçer.
Aile:
“Artık çocuk değilsin.”
“Biraz sorumluluk al.”
“Bu tamamen tembellik.” diyebilir.
Ama genç bazen kendisi de durumdan rahatsızdır.
Gece:
“Yarın kesin çalışacağım.” der.
Ertesi gün yine başlayamaz.
Sonra:
“Ben neden böyleyim?” diye kendisine kızabilir.
Bu nedenle erteleme ve düzensizliği yalnızca isteksizlik üzerinden değerlendirmek yerine:
“Başlamak mı zor, sürdürmek mi, planlamak mı, yoksa bitirmek mi?” diye bakmak daha açıklayıcı olabilir.
Belirtilerin Azalması Sorunun Tamamen Geçtiği Anlamına Gelir mi?
Her zaman değil.
Bir çocukta bazı belirtiler azalabilir.
Örneğin:
daha az koşabilir,
daha az yüksek sesle konuşabilir,
sırasını eskisine göre daha iyi bekleyebilir.
Bu olumlu bir gelişmedir.
Ancak başka alanlarda güçlük devam ediyor olabilir.
Örneğin:
unutkanlık, plansızlık, dikkati sürdürme güçlüğü, acele karar verme, işleri erteleme hala hayatını etkiliyor olabilir.
Bu yüzden değerlendirme yalnızca:
“Eskisine göre daha sakin.” üzerinden yapılmamalıdır.
Daha geniş bakmak gerekir:
Okul nasıl gidiyor?
Arkadaş ilişkileri nasıl?
Günlük sorumluluklarını takip edebiliyor mu?
Zamanını organize edebiliyor mu?
Bir işi tamamlamakta ne kadar zorlanıyor?
“Büyüdükçe Geçer” Demek Neden Bazen Sorun Yaratabilir?
Bu cümle iyi niyetli olabilir.
Aileyi rahatlatmak için söylenebilir.
Ama bazen değerlendirmeyi geciktirebilir.
Örneğin çocuk ilkokul boyunca:
“Biraz hareketli.” diye düşünülür.
Ortaokulda:
“Ergenliğe girdi.” denir.
Lisede:
“Ders çalışmayı sevmiyor.” denir.
Yıllar geçtikçe çocuk çeşitli alanlarda zorlanabilir.
Geçmişte DEHB’nin kendiliğinden geçen bir çocukluk sorunu gibi görüldüğü, ancak daha sonraki çalışmaların belirtilerin bazı kişilerde ergenlik ve yetişkinlik dönemlerinde de sürdüğü anlaşılmıştır.
Bu nedenle çocuk belirgin biçimde zorlanıyorsa:
“Biraz daha bekleyelim, büyüyünce geçer.” yaklaşımı her zaman en yararlı seçenek olmayabilir.
DEHB Olan Her Çocuk Yetişkinlikte de Aynı Sorunları Yaşar mı?
Hayır.
Her çocuğun gelişimi aynı değildir.
Bazı çocuklarda belirtiler belirgin biçimde azalabilir.
Bazılarında belirli güçlükler devam edebilir.
Bazılarında ise çocuklukta çok belirgin olan sorunların biçimi değişebilir.
Çocuklukta DEHB belirtileri gösteren kişilerin hepsinde yetişkinlikte aynı düzeyde belirtiler bulunmadığını, ancak önemli bir bölümünde bazı belirtilerin sürdüğü bilinmektedir.
Bu nedenle:
“Kesin geçer.” demek kadar,
“Hayatı boyunca hep aynı kalacak.” demek de doğru değildir.
Daha gerçekçi yaklaşım:
“Çocuğun gelişimini ve ihtiyaçlarını zaman içerisinde takip etmek.” olabilir.
Çocuk Büyüdükçe Sorunlar Neden Değişebilir?
Çünkü çevrenin çocuktan beklentisi değişir.
Altı yaşındaki çocuğun programını ebeveyn düzenler.
On altı yaşındaki gençten kendi programını yapması beklenir.
Küçük çocuğun ödevini öğretmen defterine yazar.
Lisede öğrenci sınavlarını kendisi takip eder.
Küçük çocuk bir şeyi unuttuğunda ebeveyni hatırlatır.
Gençten:
“Artık kendin düşünmelisin.” denmesi beklenir.
Yani çocuk büyüdükçe yalnızca kendisi değişmez.
Hayatın ondan istediği beceriler de artar.
Bu nedenle daha önce çok sorun yaratmayan bir güçlük, ilerleyen yaşlarda daha fazla işlev kaybına neden olabilir.
DEHB Olan Bir Çocuk Üniversiteye Gidebilir veya Başarılı Olabilir mi?
Evet.
DEHB bir çocuğun zekâsının düşük olduğu anlamına gelmez.
Çocuğun güçlü olduğu birçok alan olabilir.
Bazı çocuklar akademik olarak oldukça başarılı olabilir.
Bazıları yaratıcı alanlarda öne çıkabilir.
Bazıları ilgilerini çeken konulara yoğunlaşabilir.
Kitabın girişinde anlatılan örnekte de çocukluk ve gençlik dönemlerinde dikkat ve hareketlilik sorunları yaşamasına rağmen akademik olarak ilerleyen ve mesleğinde başarılı olan bir kişinin öyküsüne yer veriliyor.
Bu nedenle mesele:
“DEHB varsa başarılı olabilir mi?” değildir.
Daha önemli soru:
“Kendi güçlü yönlerini kullanırken zorlandığı alanlarda nasıl desteklenebilir?” olabilir.
Tedavi veya Destek Alınırsa Belirtiler Tamamen Yok Olur mu?
Her çocuk için aynı sonuçtan söz etmek doğru olmaz.
DEHB uzun süreli takip gerektirebilen bir durum olabilir.
Çocuğun ihtiyaçları yaşına göre değişebilir.
Bir dönemde okul düzeni ön plandayken başka bir dönemde:
zaman yönetimi,
arkadaş ilişkileri,
dürtü kontrolü,
akademik planlama
daha önemli hale gelebilir.
Bu nedenle destek yalnızca:
“Çocuğu sakinleştirmek.” üzerine kurulmaz.
Amaç çocuğun günlük yaşamındaki güçlükleri azaltmak ve kendi becerilerini geliştirebilmesine yardımcı olmaktır.
Ebeveyn Olarak Çocuğun Gelişimini Nasıl Takip Edebilirim?
Yalnızca:
“Daha hareketli mi, daha sakin mı?” diye bakmak yerine farklı alanları takip edebilirsiniz.
Örneğin:
Ödevlerini kendi başına takip edebiliyor mu?
Unutkanlığı azalıyor mu?
Başladığı işi bitirebiliyor mu?
Sırasını beklemek eskisine göre kolaylaştı mı?
Arkadaş ilişkileri nasıl?
Öfkelendiğinde kendisini daha iyi durdurabiliyor mu?
Zamanını planlayabiliyor mu?
Okuldan gelen geri bildirimler nasıl?
Çocuk kendi yaşadığı güçlükleri nasıl tarif ediyor?
Bu sorular gelişimin yalnızca tek bir davranış üzerinden değerlendirilmesini önler.
Çocuk Büyüdükçe Desteği Tamamen Bırakmak Doğru mu?
Her zaman değil.
Bazen aile:
“Artık büyüdün, bundan sonra her şeyi kendin yap.” diyebilir.
Fakat çocuk bir beceriyi henüz kendi başına sürdüremiyorsa desteğin bir anda kesilmesi başarısızlık duygusunu artırabilir.
Daha uygun olan desteği aşamalı azaltmak olabilir.
Örneğin küçükken ebeveyn çantayı çocukla birlikte hazırlar.
Bir süre sonra çocuk hazırlar, ebeveyn kontrol eder.
Daha sonra çocuk kontrol listesini tek başına kullanır.
Benzer şekilde ders çalışma programında da:
önce birlikte plan,
sonra çocuğun hazırladığı planı kontrol,
daha sonra bağımsız takip
şeklinde ilerlenebilir.
Burada amaç çocuğa ömür boyu yardım etmek değildir.
Bugün dışarıdan verilen yapının zamanla çocuğun kendi becerisine dönüşmesini desteklemektir.
“Artık Büyüdün, Yapabilirsin” Demek Neden Her Zaman Yetmez?
Çocuğun yaşı büyüdükçe beklentilerin artması doğaldır.
Fakat yaş:
“Bu beceri artık otomatik olarak gelişmiştir.” anlamına gelmez.
Örneğin on beş yaşındaki bir genç: ders programı yapmayı biliyor olabilir.
Ama uygulamakta zorlanabilir.
Ödevini yapması gerektiğini biliyor olabilir.
Ama başlamayı erteler.
Sınav tarihini biliyor olabilir.
Ama çalışma süresini doğru planlayamaz.
Bu nedenle:
“Biliyorsun, neden yapmıyorsun?” sorusu yerine:
“Bilmekle yapmak arasındaki hangi noktada zorlanıyorsun?” sorusu daha işlevsel olabilir.
Ne Zaman Yeniden Değerlendirme Gerekebilir?
Çocuk daha önce değerlendirilmiş olsa bile ihtiyaçlar zamanla değişebilir.
Özellikle:
okul düzeyi değiştiğinde,
akademik beklentiler belirgin biçimde arttığında,
ergenlik döneminde yeni sorunlar ortaya çıktığında,
arkadaş ilişkilerinde ciddi güçlükler başladığında,
ders başarısında belirgin düşüş olduğunda,
dürtüsel davranışlar çocuğun güvenliğini etkilediğinde,
çocuğun kendisi yaşadığı güçlüklerden daha fazla rahatsız olmaya başladığında, yeniden değerlendirme yararlı olabilir.
Çünkü çocuk büyürken sorunların görünüş biçimi de değişebilir.
Belki de Soru “Ne Zaman Geçecek?” Değil, “Çocuk Bununla Nasıl Baş Edecek?” Olmalı
Ebeveyn doğal olarak çocuğunun zorlanmasını istemez.
Bu yüzden:
“Ne zaman geçecek?” sorusunu sorması anlaşılabilir.
Ancak çocuk büyüdükçe bazı belirtiler azalabilirken bazı güçlükler başka biçimlerde devam edebilir.
Bu nedenle yalnızca sorunun ortadan kalkmasını beklemek yerine çocuğun şu becerileri geliştirmesi önem kazanır:
Kendi dikkatinin ne zaman dağıldığını fark etmek.
Görevlerini planlamak.
Unutmamak için sistemler kullanmak.
Dürtüsel davranmadan önce durabilmek.
İhtiyacı olduğunda yardım istemek.
Kendisini yalnızca yaşadığı güçlüklerle tanımlamamak.
Belki de hedef:
“DEHB tamamen ne zaman bitecek?” sorusuna bir tarih bulmak değildir.
Daha önemli olan çocuğun zamanla şunu söyleyebilmesidir:
“Bazı şeylerde diğer insanlardan daha fazla zorlanıyorum. Ama nerede zorlandığımı biliyorum ve bununla baş etmek için kullanabileceğim yollarım var.”
Çünkü büyümek her güçlüğün kendiliğinden ortadan kalkması değildir.
Bazen büyümek, yaşadığımız güçlüğü giderek daha iyi tanımayı ve onu yönetebilecek beceriler geliştirmeyi öğrenmektir.
Cevap Ver
Henüz onaylanmış yorum yok.
Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.
Google ile Giriş Yap