“Biri gelse ve bana ne yapmam gerektiğini söylese.”

“Doğru insanı bulursam hayatım düzelecek.”

“Bir terapiste başlayayım, beni bu durumdan çıkarsın.”

“Babam yanımda olsaydı bunların hiçbiri olmazdı.”

“Beni gerçekten seven biri olsa böyle hissetmezdim.”

İnsan zorlandığında bir başkasından yardım istemesi son derece doğaldır. Hepimizin zaman zaman desteğe, yönlendirmeye, yakınlığa ve güven duygusuna ihtiyacı vardır.

Ancak bazen yardım istemek ile hayatımızın sorumluluğunu güçlü gördüğümüz bir başkasına bırakmak birbirine karışabilir.

Partnerimizden bizi tamamlamasını, ebeveynimizden bütün sorunlarımızı çözmesini, terapistten bizim yerimize karar vermesini veya güçlü gördüğümüz birinden hayatımızı güvenli hale getirmesini bekleyebiliriz.

Varoluşçu açıdan bu beklentinin altında güçlü bir tema bulunur:

Bir yerde bizi koruyacak, kollayacak ve en zor anda kurtaracak birinin bulunduğuna inanma ihtiyacı.

Bu beklenti bazen “nihai kurtarıcı” arayışı şeklinde karşımıza çıkar. Kişi, kendisini sürekli izleyen, koruyan ve işler gerçekten kötüleştiğinde mutlaka yetişecek güçlü bir figürün varlığına tutunabilir. Bu beklentinin kökleri, yaşamın erken dönemlerinde ihtiyaçlarımızı karşılayan güçlü bakım verenlerle kurulan deneyimlere kadar uzanabilir.

Çocukken Gerçekten Bir Kurtarıcıya İhtiyacımız Vardır

Bir bebeğin:

“Ben bu durumla baş ederim.” demesi mümkün değildir.

Acıktığında birinin onu beslemesine, üşüdüğünde korunmasına, korktuğunda sakinleştirilmesine, tehlikede olduğunda yetişkinin onu korumasına ihtiyaç duyar.

Çocuk açısından ebeveyn uzun süre gerçekten çok güçlü bir figürdür.

Bir problem çıktığında anne veya baba gelir.

Çocuk düşer, kaldırılır.

Korkar, sakinleştirilir.

Bir şeyi yapamaz, yardım edilir.

Bu deneyimler gelişimin doğal parçalarıdır.

Sorun çocuğun korunması değildir.

Zorluk, yetişkinlikte de dünyanın bir yerinde bizim yerimize hayatı taşıyacak güçlü bir kişinin bulunması gerektiği beklentisinin devam etmesiyle ortaya çıkabilir.

Yetişkin insan artık çocuk değildir.

Ama çocuklukta işe yarayan şu duygu iç dünyada yaşamaya devam edebilir:

“Tek başıma yapamam. Güçlü biri gelirse güvende olurum.”

Partner Bizi Kurtarmak Zorunda mı?

“Nihai kurtarıcı” beklentisinin en sık ortaya çıkabileceği alanlardan biri romantik ilişkilerdir.

Kişi partnerine yalnızca sevdiği bir insan olarak yaklaşmayabilir.

Partner zamanla: güven kaynağı, hayatın anlamı, özgüven kaynağı, karar verici, yalnızlığın çözümü, duygusal düzenleyici haline gelebilir.

Böyle bir ilişkide kişi:

“Sen yanımdayken iyiyim.” demekle kalmaz.

Daha derinde:

“Sen olmazsan çökerim.” duygusunu yaşayabilir.

Bu durumda partnerin sıradan insan özelliklerine sahip olması bile hayal kırıklığı yaratabilir.

O da yorulur.

Her zaman doğru cevabı bilemez.

Bazen uzaklaşmak ister.

Bazen hata yapar.

Bazen kişinin istediği güvenceyi sağlayamaz.

Ama partner zihinde kurtarıcı konumuna yerleştirildiyse bu insani sınırlar:

“Beni artık sevmiyor.”

“Beni terk edecek.”

“Bana sahip çıkmıyor.” şeklinde yaşanabilir.

Sorun artık yalnızca ilişkinin niteliği değildir.

Kişinin bütün güvenliği ilişkiye bağlanmış olabilir.

“Bana Ne Yapmam Gerektiğini Söyle”

Benzer bir beklenti karar verme süreçlerinde de ortaya çıkabilir.

Kişi:

“İşimden ayrılmalı mıyım?”

“Bu ilişkiye devam etmeli miyim?”

“Taşınmalı mıyım?” gibi sorularla bir başkasına gider.

Fikir almak son derece doğaldır.

Ancak kişi sürekli olarak:

“Sen söyle, ben yapayım.” konumuna geçiyorsa burada farklı bir ihtiyaç bulunabilir.

Çünkü bir başkasının karar vermesi kısa vadede rahatlatıcıdır.

Kararın yükünü azaltır.

Bir şey ters giderse:

“Ben seçmedim.” deme imkânı verir.

Fakat bunun bir bedeli vardır.

Kişi kendi hayatının etkin öznesi olmaktan uzaklaşabilir.

Bir yandan özgürlüğün yükünden kurtulur gibi olurken, diğer yandan kendi hayatı üzerindeki etkisini de başkasına bırakmaya başlar.

Terapist de Bir Kurtarıcıya Dönüşebilir mi?

Psikolojik destek sürecinde de benzer bir beklenti ortaya çıkabilir.

“Beni düzeltecek misiniz?”

“Ne yapmam gerektiğini söyleyin.”

“Bu kişiden ayrılmalı mıyım?”

“Benim için doğru karar hangisi?”

Kişi terapisti kendisinden daha güçlü, daha bilgili ve hayatındaki karmaşayı çözebilecek biri olarak görebilir.

Terapistin bilgi ve deneyimi elbette önemlidir.

Ancak psikoterapinin amacı kişinin hayatını onun yerine yaşamak değildir.

Çünkü terapist danışanın yerine karar vermeye başladığında kişi kısa vadede rahatlayabilir ama kendi seçimleriyle karşılaşma fırsatını kaybedebilir.

Bu yüzden yalnızca:

“Ne yapmalıyım?” sorusuna cevap aramak yerine zaman zaman:

“Bu kararı kendim vermek neden bu kadar zor?” sorusuna bakmak daha anlamlı olabilir.

Kurtarıcı arayışı azaldıkça insan kendi kaynaklarını, seçim kapasitesini ve sorumluluğunu daha fazla fark etmeye başlayabilir.

Neden Güçlü İnsanlara Bu Kadar Kolay Bağlanabiliriz?

Bazı insanlar özellikle güçlü görünen kişilere çekilir.

Çok kararlı bir partner.

Otoriter bir yönetici.

Her şeyi bildiğine inanılan bir aile büyüğü.

Güçlü bir öğretmen.

Karizmatik bir lider.

Bu kişilerin yanında bulunmak güven verici olabilir.

Çünkü kararsızlık azalır.

Belirsizlik azalır.

Birisi yönü belirler.

Kişi yalnızca takip eder.

Bu durum özellikle hayatın belirsizliğiyle karşılaşmanın zor olduğu dönemlerde daha çekici hale gelebilir.

Ancak burada şu soru önemlidir:

“Bu kişiye gerçekten yakın olduğum için mi bağlanıyorum, yoksa onun gücü beni kendi kaygımdan koruduğu için mi?”

İkisi aynı şey değildir.

Bir insanı sevmek ile onu kendi yaşamımızın sigortasına dönüştürmek arasında önemli bir fark vardır.

Kurtarılmayı Beklemek Neden Rahatlatıcıdır?

Çünkü yetişkin olmanın zor taraflarından biri, hayatın bazı sorularının kesin cevaplarının bulunmamasıdır.

Kimse bize:

“Kesinlikle doğru meslek bu.”

“Bu insan seni hiçbir zaman terk etmeyecek.”

“Bu karar seni kesinlikle mutlu edecek.”

“Hayatında kötü hiçbir şey olmayacak.” garantisi veremez.

Kurtarıcı fikri tam da bu belirsizliği azaltır.

Birinin:

“Ben buradayım, sana hiçbir şey olmayacak.” demesi insana güçlü bir rahatlama sağlar.

Fakat yetişkin yaşamının gerçekliği her zaman böyle değildir.

Sevdiğimiz insanlar bizi destekleyebilir.

Yanımızda olabilir.

Bizi korumaya çalışabilir.

Ama hayatın bütün tehlikelerini ortadan kaldıramazlar.

Yalom’un ele aldığı nihai kurtarıcı arayışı de tam olarak bu noktadaki güvenlik ihtiyacına dokunur: insan, varoluşun getirdiği yalnızlık ve kırılganlıkla karşılaşmamak için kendisini sonunda kurtaracak güçlü bir figüre tutunabilir.

“Bir Gün Biri Gelecek ve Hayatım Başlayacak”

Nihai kurtarıcı beklentisi her zaman açık biçimde görülmez.

Bazen bir gelecek hayali şeklinde ortaya çıkar.

“Doğru insanla tanışınca mutlu olacağım.”

“Biri beni keşfederse hayatım değişecek.”

“Ailem bana destek olsa her şeyi yaparım.”

“Doğru terapisti bulursam bütün sorunlarım çözülecek.”

Bu düşüncelerin bazıları gerçekçi olabilir. İyi ilişkiler, destekleyici insanlar ve uygun psikolojik yardım hayatı gerçekten değiştirebilir.

Ancak bütün değişim dışarıdan gelecek bir kişiye bağlandığında kişi kendi hareket alanını göremeyebilir.

Hayat bir bekleme odasına dönüşebilir.

Kişi yıllarca:

“Henüz beni kurtaracak şey gelmedi.” diye yaşayabilir.

Bu sırada yapabileceği seçimleri erteleyebilir.

Kurtarıcı Arayışından Vazgeçmek “Kimseye İhtiyacım Yok” Demek Değildir

Burada önemli bir yanlış anlaşılma olabilir.

Kendi hayatımızın sorumluluğunu üstlenmek:

“Kimseye ihtiyacım yok.” demek değildir.

İnsan ilişki içinde yaşayan bir varlıktır.

Yardım isteriz.

Destek alırız.

Birbirimize yaslanırız.

Zor zamanlarda başkalarının varlığı bizi ayakta tutabilir.

Sorun ihtiyaç duymak değildir.

Sorun, bir başkasının bizim yerimize var olması gerektiğini düşünmeye başlamaktır.

Sağlıklı bir ilişkide:

“Bana destek ol.” diyebiliriz.

Ama aynı zamanda:

“Bu hayatı yine benim yaşamam gerekiyor.” gerçeğini de kabul ederiz.

Partnerimiz yanımızda yürüyebilir.

Ama bizim yerimize yürüyemez.

Terapist bize bazı şeyleri görmemizde yardımcı olabilir.

Ama bizim yerimize seçemez.

Ailemiz destek olabilir.

Ama hayatımızın bütün sonuçlarını üstlenemez.

Kendi “Kurtarıcı” Beklentimizi Nasıl Fark Edebiliriz?

Şu sorular üzerinde düşünmek yararlı olabilir:

  • Hayatımda güçlü gördüğüm insanlardan ne bekliyorum?
  • Biri yanımda olmadığında kendimi tamamen çaresiz mi hissediyorum?
  • Karar verirken sürekli birinin onayına mı ihtiyaç duyuyorum?
  • Partnerimin görevinin beni sürekli iyi hissettirmek olduğunu düşünüyor muyum?
  • Bir şey ters gittiğinde hemen “Biri bana yardım etmeli.” duygusuna mı geçiyorum?
  • Kendi yapabileceğim şeyleri başkalarının yapmasını mı bekliyorum?
  • “Doğru insan gelince” diyerek ertelediğim hangi hayat kararlarım var?
  • Yardım almak ile sorumluluğu devretmek arasındaki farkı görebiliyor muyum?

Bu soruların amacı insanı tamamen bağımsız hale getirmek değildir.

Ama nerede destek aldığımızı, nerede ise kendi yaşam sorumluluğumuzdan vazgeçtiğimizi ayırt etmeye yardımcı olabilir.

Biri Bizi Destekleyebilir Ama Hayatımızı Bizim Yerimize Yaşayamaz

Birinin bizi kurtarmasını istemek oldukça insani bir arzudur.

Özellikle korktuğumuzda, yalnız hissettiğimizde veya hayat belirsizleştiğinde güçlü bir kişinin gelip:

“Merak etme, ben hallederim.” demesini isteyebiliriz.

Fakat yetişkinliğin zor gerçeklerinden biri, böyle bir güvenliğin hiçbir zaman tam anlamıyla garanti edilemeyeceğidir.

Sevdiğimiz insanlar yanımızda olabilir.

Bizi destekleyebilir.

Kendimizi daha güçlü hissetmemize yardımcı olabilir.

Ama bizim yerimize yaşamın sorumluluğunu taşıyamazlar.

Kurtarıcı arayışı azaldığında ilk anda daha yalnız hissedebiliriz.

Çünkü artık:

“Biri benim için yapacak.” düşüncesinin rahatlığı azalır.

Fakat aynı anda başka bir şey de ortaya çıkabilir:

Kendi gücümüz.

Belki de gelişimin önemli adımlarından biri, bir gün kimsenin bizi kurtarmaya gelmeyeceğini karamsar bir düşünce olarak değil, şu gerçeğin başlangıcı olarak görebilmektir:

“Başkalarından yardım alabilirim, sevebilirim, desteklenebilirim; ama hayatımın yönünü belirleme sorumluluğunda benim de bir payım var.”

Bu farkındalık bir kurtarıcıyı kaybetmekten çok, kendi hayatımızın içinde daha etkin bir yer edinmek anlamına gelebilir.

Cevap Ver

Henüz onaylanmış yorum yok.

Yorum yazmak için hesabınızla giriş yapabilirsiniz.

Google ile Giriş Yap